Primer sjögren sendromlu hastaların bazal klinik ve laboratuvar bulgularının prognoz üzerine etkisi: Retrospektif kohort çalışması


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Gazi Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2024

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: HANDE ORHAN

Danışman: Zafer Günendi

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Sjögren sendromunun heterojen klinikte bir hastalık olması sebebiyle takipte ortaya çıkacak tutulumları öngörebilecek belirteçlerin tanımlanması, tutulum riski olan sistemler açısından tedbirli olunması amacıyla önem arz etmektedir. Çalışmamızda ekstraglandüler tutulumları öngörebilecek prognostik belirteçlerin tanımlanabilmesi amaçlanmıştır. Çalışmamız 2006-2023 yılları arasında, Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı Romatoloji Polikliniği'nde en az 2 yıl boyunca pSS ile takip edilen olguları içeren, retrospektif kohort çalışmasıdır. Hastaların laboratuvar ve klinik verileri hastane bilgi sistemindeki kayıtlardan elde edilmiştir. Primer Sjögren sendromu tanısı için 2016 ACR/EULAR sınıflandırma kriterleri temel alınmıştır. Primer Sjögren sendromu dışında başka bir romatolojik hastalık tanısı olan ve/veya aktif HCV enfeksiyonu, AIDS, sarkoidoz, amiloidoz, graft-versus-host hastalığı, IgG4 ile ilişkili hastalık, baş/boyun bölgesine radyasyon öyküsü olan hastalar çalışmaya dahil edilmemiştir. Hastaların tanı anındaki (bazal) demografik, klinik, laboratuvar özellikleri ve takipte yeni gelişen ekstraglandüler tutulumları değerlendirilmiştir. Çalışmamızda hastaların bazal verilerinden ilk başvuru yaşının artması (OR: 1,095), kutanöz özellik varlığı (OR: 22,56), raynaud fenomeni varlığı (OR: 10,63) ile interstisyel akciğer hastalığı riskini artırdığı, semptom süresindeki uzamanın (OR: 0,710) ve ESH değerinin normal aralıkta olmasının (OR: 0,178) ise riski azalttığı bulunmuştur. Çalışmamızda hastaların bazal verileri ile nörolojik tutulum gelişmesini öngörebilecek prognostik faktörler saptanmamıştır. Çalışmamızda tanımlanan prognoztik belirteçler ile pSS ilişkili ekstraglandüler tutulum arasındaki nedensel ilişkinin geniş, çok merkezli, prospektif çalışmalarla açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.