Elektif pelvik lenfatik alana yönelik azaltılmış doz ve standart doz neoadjuvan radyoterapi uygulanan rektum kanserli hastaların onkolojik sonuçlarının karşılaştırılması
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Gazi Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2024
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: MERVE TEKER
Danışman: ERAY KARAHACIOĞLU
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Bu çalışmada kliniğimizde 2011-2021 yılları arasında, standart preoperatif uzun süreli 45-50,4 Gy/25-28 fraksiyon kemoradyoterapi alan hastalarımızla (n=106), elektif pelvik lenfatik bölgeye 40 Gy/20 fraksiyon azaltılmış doz sonrası sonrası pimer tümör ve metastatik lenf nodlarına 10 Gy/5 fraksiyon boost ile toplam 50 Gy kemoradyoterapi uyguladığımız hastalarımızın (n=73) sonuçlarını geriye dönük olarak karşılaştırdık. Azaltılmış doz grubu ile standart doz grubu arasında, patolojik tam yanıt oranları (%21.9'a %15.1), kümülatif lokorejyonel rekürrens (5 yılda %9.6'ya %9.4), kümülatif pelvik rekürrens (5 yılda %2.7'ye %4.7) ve kümülatif uzak metastaz (5 yılda %17.9'a %22.6) oranları açısından ayrıca, tek ve çok değişkenli analizlerde genel sağkalım (5 yılda %79.7'ye %77.4), hastalıksız sağkalım (5 yılda %64.6'ya %68.1), lokorejyonel rekürrenssiz sağkalım (5 yılda %76.6'ya %75.6), pelvik rekürrenssiz sağkalım (5 yılda %76.1'e %75), uzak metastazsız sağkalım (5 yılda %67.4'e %68) ve kansere özgü sağkalım (5 yılda %86.3'e %82.1) açısından istatistiksel anlamlı farklılık saptanmadı. Kötü diferansiye tümör histolojisi, abdominoperineal rezeksiyon uygulanması, cerrahi sınır (CS) pozitifliği, perinöral invazyon (PNİ) varlığı, neoadjuvan tedaviye yanıt olmaması, neoadjuvan veya adjuvan ek kemoterapi uygulanmamış olması, lokorejyonel rekürrenssiz sağkalım için bağımsız kötü prognostik/prediktif faktörlerdi. Erkek cinsiyet, ileri yaş, kötü diferansiye tümör histolojisi, pT3-4, pN1-2, CS pozitifliği, lenfovasküler invazyon, PNİ varlığı, neoadjuvan tedaviye yanıt olmaması ve ek kemoterapi uygulanmamış olması gibi kötü prognostik/prediktif faktörler varlığında dahi lokorejyonel rekürrenssiz sağkalım açısından düşük doz ve standart doz radyoterapi grubu arasında istatistiksel anlamlı fark olmadığı görüldü. Sonuçlar, azaltılmış doz şemasının, tümör yanıtı ve hastalık kontrolü açısından standart doz şeması ile eşdeğer olduğunu öngörmektedir. Bu bulguları doğrulamak amacıyla, prospektif randomize çalışmalara ihtiyaç vardır.