Epididim obstrüksiyon ve disfonksiyonunu saptamada seminal nötral alfa-glukozidaz aktivitesinin rolü
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Gazi Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Cerrahi Tıp Bilimleri, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 1998
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: GÖKALP BİLİCİ
Danışman: RAFET TURGUT ALKIBAY
Özet:28 ÖZET Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji bölümünde 1997 Ocak ile Temmuz aylan arasında infertilite tanısı konulan 32 hastada ve fertil olduğu kanıtlanmış 10 kişilik kontrol grubunda nötral a-glukozidaz aktivitesi ölçülerek bu enzimin infertil erkeklerin tanısında epididimal bir belirleyici olarak kullanılması araştırılmıştır. Tüm hastalarda RIA yöntemi ile FSH, LH, prolaktin ve testosteron düzeylerine bakılmıştır. Hastaların sperm parametreleri a-glukozidaz tayininden önce standart semen analizi yöntemiyle değerlendirilmiştir. 32 infertil hastadan 18(%56,3)'inin azoospermik ve 10(%31,3)'unun oligospermik olduğu saptanmıştır. Astenospermik hasta sayısı ise 10(%31,3) olarak bulunmuştur. 18 azoospermik hastadan 3 'ünde normosellüler testis biyopsisi tespit edilmiştir. Nötral a-glukozidaz aktivitesi Cooper ve arkadaşlarının tariflediği spektrofotometrik yöntemle tayin edilmi|tir(l 1). Seminal plazma a-glukozidaz seviyeleri 10 kişilik kontrol grubunda 15.8+8.9 mIU/ml ve 32 kişilik hasta grubunda 13.5+9.1 mIU/ml olarak bulunmuştur. Kontrol grubu ile tüm hasta grubu, oligospermik, astenospermik ve azoospermik hasta grubu arasında a-glukozidaz miktarı açısından istatistiki bir fark bulunamamıştır(p>0.05). Azoospermik hasta grubunda testis biyopsisi sonucu ve serum FSH değeri ile enzim aktivitesi arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır(p>0.05). Sonuç olarak bu çalışmada epididimal belirleyici olarak a-glukozidaz aktivitesinin saptanması değerli bulunamamıştır. Daha kesin bir yargıya varabilmek için daha geniş bir infertil hasta grubu ile çalışmanın yinelenmesi faydalı olabilir ancak mevcut literatür bilgilerindeki karşıtlıklar ve bu çalışmanın sonuçlarına bakılarak a-glukozidaz aktivitesi ölçümlerinin klinik değerlendirmede rutin olarak kullanılmasını bu aşamada önermek mümkün değildir.