Konjenital kalp hastalıklarında VEGF, bFGF, IL-6, IL-8, endotelin düzeyleri ve hemodinamik paremetrelerle ilişkisi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Gazi Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2003

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: AYŞE ZENGİN

Danışman: FATMA SEDEF TUNAOĞLU

Özet:

66 ÖZET Artmış pulmoner kan akımının damar duvarı üzerinde oluşturduğu mekanik etki sonucu pulmoner vasküler yatakta oluşan değişiklikler, KKH'da mortalite ve morbiditenin en önemli nedenidir. Çalışmamızda VEGF düzeyleri ile pulmoner arter basıncı, pulmoner direnç ve IL- 8 düzeyleri arasında pozitif korelasyon saptanmış, ayrıca serum VEGF düzeyi grup 2RP'de yüksek bulunmuştur. Bu sonuçlar VEGF'nin pulmoner hipertansiyonun geri dönüşümsüz hale gelmesinde rol oynadığını ve KKH olan çocuklarda VEGF düzeylerinin izlenmesi takipte yol gösterici olabileceğini düşündürmektedir. bFGF düzeyinin grup 2'de pulmoner arter basıncı ve pulmoner direnç ile pozitif korelasyon göstermesi, grup 2PA'da venöz bFGF düzeyinin yüksek bulunması bu faktörün pulmoner damar yatağının yeniden yapılanmasında rolü olduğunu düşündürmekle birlikte bFGF doku incelemesini içeren çalışmalar bu konuda daha ayrıntılı bilgiler verebilir. IL-6'nın pulmoner akım ve VEGF ile pozitif korelasyon göstermesi, ancak gruplar arasında fark saptanmamasi bu sitokinin pulmoner hipertansiyonun erken döneminde devreye girdiğini düşündürmektedir. IL-8 pulmoner kan akımı, pulmoner direnç ve pulmoner arter basıncı ile güçlü bir ilişki göstermekte, ayrıca VEGF ve bFGF salınımını arttırarak bu etkisini güçlendirmektedir. Endotelin düzeyinin, grup 2'de yüksek olup aort ve pulmoner arter oksijen saturasyonu ile negatif korelasyon göstermesi hipoksinin endotelin salınımı için güçlü bir uyaran olduğunu düşündürmektedir. Grup 2Rp'de endotelin düzeyinin yüksek olması ve endotelin düzeyinin hiçbir faktörle ilişkisinin saptanmaması, endotelinin pulmoner damar yatağının yeniden yapılanmasında rolü olduğunu, ancak bu faktörün sitokinler ve diğer faktörlerden bağımsız olarak etki ettiğini göstermektedir.