Larinks kanseri hastalarının primer evrelemesinde ¹⁸F-FDG PET/MR ve baş-boyun MR görüntülerinden elde edilen verilerin korelasyonu; T, T evreleri ile ilişkisi ve sağkalımın öngörülmesindeki rolü
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Gazi Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: EDA NUR ERBİL ÇAPÇI
Danışman: Lütfiye Özlem Atay
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Larinks kanserinde doğru ve güvenilir evreleme, tedavi planlaması ve prognoz öngörüsü açısından kritik öneme sahiptir. Tanı sonrası TNM evrelemesinde ise en önemli rolü görüntüleme yöntemleri (BT, MR ve ¹⁸F FDG PET) oynamaktadır. Bu tetkiklerin TNM evrelemesiyle klinik yönetime yaptığı katkı dışında, PET'ten elde edilen metabolik ve MR'dan elde edilen fonksiyonel parametrelerle tümör davranışı ve prognozla ilgili önemli bilgiler sağlama gibi avantajları da vardır. Aynı zamanda larinks de dahil olmak üzere birçok kanser türünde son zamanlarda gittikçe artan miktarlarda yapılan çalışmalarda, doku veya lezyonun heterojenitesini niceliksel olarak değerlendirme imkanı sunan radyomiks analizinin de tümör agresifliği, tümör davranışı ve sağkalım hakkında bilgi verebileceği gösterilmiştir. Klasik TNM evrelemesinin yanı sıra prognozu öngörebilmeyi sağlayabilecek bu ek parametreler klinik yönetime oldukça katkı sağlayabilir. Bu doğrultuda çalışmamızın ilk hipotezi nodal evrelemede uygun bir eşiğe göre değerlendirilen PET/MR'ın, MR'a kıyasla daha iyi tanısal performans gösterebileceği, ikinci hipotezi görüntülemelerden elde edilen primer tümöre ait anatomik, fonksiyonel ve metabolik parametrelerin T ve N evreleri ile ve birbirleriyle ilişkili olabileceği ve üçüncü hipotezi PET, MR ve radyomiks verileri kullanılarak oluşturulacak modellerin genel sağkalım öngörüsünde klasik TNM evrelemesinden daha iyi bir performans gösterebileceğidir. Çalışmamızda larinks SHK tanısı alan 81 hastanın, tedavi öncesinde evreleme için yapılmış baş-boyun MR ve tüm vücut ¹⁸FDG PET/MR görüntüleri değerlendirilmiştir. Baş-boyun MR görüntülerinden tümör lokalizasyonu, primer tümörün T evresi, N evresi, lokal yayılım özellikleri, patolojik lenf nodu sayısı, lenf nodu yerleşim yeri belirlenmiş ve ADCmin değerleri hesaplanmıştır. ¹⁸FDG PET/MR görüntülerinden 3 farklı eşiğe göre ayrı ayrı (geriplan, mediasten ve karaciğer) N evresi, patolojik lenf nodu sayısı ve lenf nodu yerleşim yeri belirlenmiş ve primer tümöre ait SUVmaks, SUVort, SUVpik, SUV SD, MTV ve TLG değerleri, lenf nodlarına ait SUVmaks ve lenf nodu çapı değerleri hesaplanmıştır. Cerrahi uygulanan ve histopatoloji raporu olan 39 hastada histopatolojik T, N evresi, patolojik lenf nodu sayısı ve lenf nodu yerleşim yeri kaydedilmiştir. Primer lezyonları yeterli voksel sayısında olan 77 hastaya PET görüntüleri üzerinden radyomiks analizi yapılmıştır. Görüntülemelerden elde edilen metabolik, fonksiyonel ve anatomik verilere ve PET radyomiksinden elde edilen özelliklere sağkalım analizi için Cox regresyon, ROC, Kaplan-Meier ve karar ağacı (CART) modelleri uygulanmıştır. İleri T evresi, lenf nodu metastazı, ileri genel hastalık evresi, kıkırdak invazyonu varlığı ve paraglottik alan tutulumu varlığı gibi kötü prognostik özelliklere sahip hastaların primer lezyonlarının metabolik parametrelerinin daha yüksek, fonksiyonel parametre olan ADC değerlerinin daha düşük olduğu; ekstralaringeal yayılım varlığı gibi kötü prognostik bir özelliğe sahip hastaların primer lezyonlarının hacimsel metabolik parametrelerinin (MTV ve TLG) daha yüksek olduğu; ileri T evresi, lenf nodu metastazı, ileri genel hastalık evresi, ekstralaringeal yayılım, kıkırdak invazyonu ve paraglottik alan tutulumu varlığı gibi kötü prognostik özelliklere sahip hastalarda boyunda bulunan lenf nodlarının SUVmaks değerlerinin daha yüksek, boyutlarının daha büyük olduğu; lokal yayılım özelliklerinden olan kıkırdak invazyonu, paraglottik alan tutulumu ve ekstralaringeal yayılımın lenf nodu metastazı ile ilişkili olduğu bulunmuştur. N evrelemesinde ve lenf nodu metastazı saptamada tanısal performans olarak en iyi eşiğin karaciğer eşiği olduğu ve bu eşiğe göre değerlendirilen PET/MR tetkikinin tanısal performansının baş-boyun MR'dan daha iyi olduğu bulunmuştur. Genel sağkalım öngörüsü için yapılan tek değişkenli Cox regresyon analizinde primer tümörün MTV ve ADCmin değerleri, kıkırdak invazyonu varlığı, paraglottik alan tutulumu varlığı, ekstralaringeal yayılım varlığı, T evresi, Radyomiks özelliklerinden olan Surface Area, Surface To Volume Ratio, Skewness, Kurtosis, GLCM Joint Maximum, GLCM Correlation, NGTDM Coarsness, GLSZM GLNU, GLSZM ZSNU ve GLSZM ZSE prognostik faktörler; bu parametrelerle yapılan çok değişkenli Cox regresyon analizinde ekstralaringeal yayılım varlığı ve GLSZM ZSNU ise bağımsız prognostik faktörler olarak saptanmıştır. 2, 3 ve 5 yıllık genel sağkalımı öngörmek amacıyla yapılan CART analizi sonucu PET, MR ve PET radyomiks verilerinden seçilen değişkenlerle oluşturulan karar ağacı modelleri yıllara göre sırasıyla 0.835, 0.892, 0.928'lik AUC ve 0.837, 0.886, 0.935'lik C-index değerleriyle iyi-mükemmel bir prognostik performans göstermiş olup, TNM evrelemesinden daha başarılı olmuşlardır. (AUC değerleri sırasıyla 0.707, 0.738, 0,869) Bulgularımız; PET/MR ve baş-boyun MR görüntülemelerinin TNM evrelemesiyle klinik yönetime yaptığı katkı dışında, sağladıkları anatomik, fonksiyonel ve metabolik parametrelerle tümör davranışı ve prognozla ilgili bilgiler sağlayabileceğini, N evrelemesinde ve lenf nodu metastazı saptamada görsel olarak karaciğer eşiği kullanmanın PET/MR tetkikinin tanısal performansını belirgin şekilde yükseltebileceğini ve hastalarda daha iyi bir risk sınıflaması için sadece TNM evrelemesi değil, PET/MR'dan elde edilen metabolik, fonksiyonel ve anatomik özelliklerin ve radyomiks verilerinin de kullanılmasının klinik yönetime katkıda bulunabileceğini göstermektedir.