Bevasizumab kombinasyonlu tedavi almış olan metastatik kolorektal kanserli hastalarda Endoglin (CD105), Trombospondin-1 ve VEGFR-3''ün tedavi sonuçları ile olan ilişkisi


Tezin Yürütüldüğü Kurum: Gazi Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2010

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: RAMAZAN YILDIZ

Danışman: UĞUR COŞKUN

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Giriş: Anjiyogenez malign tümörlerin büyümesinde önemli bir basamaktır. Antianjiyojenik bir ajan olan bevasizumab kombinasyonlu kemoterapi alan metastatik kolorektal kanserli (MKRK) hastalarda tedavi etkinliği ile anjiyojenik faktörler olan CD105 (endoglin), trombospondin-1 (TSP-1) ve vasküler endotelyal büyüme faktör reseptör-3 (VEGFR-3) arasındaki ilişki değerlendirildi.Hastalar ve Yöntem: 42 MKRK'li hastanın klinikopatolojik özellikleri retrospektif olarak analiz edildi. Bu hastaların parafin bloklarındaki kanserli dokuda CD105, TSP-1 ve VEGFR-3'ün ekspresyonu immünohistokimyasal yöntemle değerlendirildi. Hastalar kombinasyon tedavisi olarak bevasizumabı FOLFIRI, IFL, tek başına irinotekan ve FU/LV rejimleri ile birlikte almışlardı.Bulgular: Ortanca yaşı 55 yıl (aralık, 29-78) olan 42 hasta değerlendirildi. Ortanca takip süresi 16 ay (aralık, 3,3-41) idi. TSP-1 ve VEGFR-3'ün ekspresyon oranı sırasıyla %11,9 ve %19 iken CD105 yaygın ekpresyonu %46 idi. Tedavi basamağı, CD105, TSP-1 ve VEGFR-3 ekspresyonuna göre genel cevap oranı, PFS ve OS sonuçları sırasıyla: birinci basamakta %16,7, 5 ay ve ulaşılamadı ve sonraki basamaklarda, %26,7, 6 ve 15 ay; CD105 yaygın boyanan grupta %13,3, 6 ve 10 ay ve CD105 zayıf boyanan grupta %31,6, 6 ve 19 ay idi; TSP-1 pozitif grupta %0, 6 ve 13 ay ve TSP-1 negatif grupta %29,7, 6 ve 16 ay; VEGFR-3 pozitif grupta %12,5, 6 ve 15 ay ve VEGFR-3 negatif grupta %26,5, 6 ve 16 ay.Sonuç: Bevasizumab kombinasyonlu kemoterapi ile tedavi edilen MKRK'li hastalarda bu belirteçlerin ekspresyonuna göre tedavi etkinliği açısından istatistiksel bir fark olmaması bunların MKRK'li hastalarda klinik olarak kullanılabilecek prognostik öneme sahip olmadığını göstermektedir. Bu ilişkiyi daha açık bir şekilde ortaya koymak için büyük prospektif çalışmalara ihtiyaç vardır.