Pnömonektomi vakalarında preoperatif laboratuvar parametreleri ile erken postoperatif komplikasyonlar arası ilişki


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Gazi Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Cerrahi Tıp Bilimleri, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2026

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: MUHAMMET TARIK ASLAN

Danışman: İSMAİL CÜNEYT KURUL

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Pnömonektomi, yüksek morbidite ve mortalite oranları ile seyreden majör bir cerrahi prosedürdür. Bu çalışmada, preoperatif tam kan sayımı parametrelerinden hesaplanan sistemik inflamatuar belirteçlerin, pnömonektomi sonrası erken dönemde gelişen majör postoperatif komplikasyonları öngörmedeki etkinliği araştırılmıştır. Ocak 2010 ile Şubat 2026 tarihleri arasında pnömonektomi uygulanan 202 hasta retrospektif olarak incelenmiştir. Çalışmada preoperatif dönemde hesaplanan Nötrofil-Lenfosit Oranı (NLR), Platelet-Lenfosit Oranı (PLR), Lenfosit-Monosit Oranı (LMR), Sistemik İmmün-İnflamasyon İndeksi (SII), Derive Nötrofil-Lenfosit Oranı (dNLR), Sistemik İnflamasyon Cevap İndeksi (SIRI), Sistemik Enflamasyonun Toplu İndeksi (AISI), Prognostik Nütrisyonel İndeks (PNI) ve CRP-Albümin Oranı (CAR) değerlerinin postoperatif otuz günlük süreçte gözlenen Clavien-Dindo Grade II ve üzeri komplikasyonlarla ilişkisi analiz edilmiştir. Hastaların %26,7'sinde (n=54) postoperatif komplikasyon gelişmiş olup en sık görülenler pnömoni (%12,4) ve kardiyak aritmidir (%9,9). Operatif mortalite oranı ise %4,9 olarak saptanmıştır. Analizler sonucunda yüksek NLR (p=0,004), PLR (p=0,01), SII (p=0,004), dNLR (p=0,009) ve SIRI (p=0,003) değerleri postoperatif komplikasyon gelişimi ile istatistiksel olarak anlamlı derecede ilişkili bulunmuştur. Komplikasyon gelişen hastaların 5 yıllık sağkalım oranı (%29), komplikasyon gelişmeyenlere (%45) göre anlamlı derecede daha düşük izlenmiştir (p=0,02). Sonuç olarak, preoperatif dönemde hesaplanan yüksek NLR, PLR, SII, SIRI ve dNLR değerleri, pnömonektomi sonrası komplikasyon gelişimi için anlamlı öngördürücülerdir. Bu düşük maliyetli belirteçler, riskli hastaların belirlenmesinde ve postoperatif takip stratejilerinin optimizasyonunda klinisyenlere yardımcı olabilir.