İNTRAKRANİYAL PATOLOJİLERİN İNTRAOPERATİF MANYETİK REZONANS GÖRÜNTÜLEME İLE DEĞERLENDİRİLMESİ VE TAKİPLERİNDEKİ DENEYİMLERİMİZ
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Gazi Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2023
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: LEYLA MIRZAYEVA
Danışman: Murat Uçar
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Günümüzde İo MRG, primer beyin tümörlerinin eksizyonu, biyopsi kanülünün hedef dokuya ulaşımının sağlanması, epilepsi cerrahisi, Parkinson hastalarında derin beyin stimülasyonu için elektrod yerleştirilmesi gibi çeşitili amaçlarla kullanılmaktadır. İo MRG kılavuzluğunda operasyon cerraha beyin tümörlü hastalarda "kritik" korteks ve alanları koruyarak rezeksiyon oranını artırma olanağı sağlar. Bu da, özellikle gliomlu olgularda uzayan sağkalım süresi ve yaşam kalitesinin iyileşmesi ile ilişkilidir. Biz bu çalışmada kurumumuzda İo MRG eşliğinde cerrahi uygulanmış primer beyin tümörlü olgularda İo MRG'nin TRO'ya etkisini incelemeyi hedefledik. Preoperatif radyolojik tanının İo MRG'de rezidü saptanması durumunda tekrar ameliyathaneye dönülerek cerrahın operasyona devam kararına etkisi de diğer araştırma konusu idi. Ayrıca erişkinlerde en sık görülen malign primer beyin tümörü olan gliomlarda İo MRG'nin , TRO'nun ve tümör yerleşim yerinin genel ve progresyonsuz sağkalıma etkisini de inceledik. GÜTF Beyin ve Sinir Cerrahisi Anabilim Dalı'nda primer intrakraniyal neoplazi nedeniyle opere olan 199 hasta çalışmaya dahil edildi. Yüz yetmiş bir hasta İo MRG grubunu, 28 gliom tanılı hasta ise konvansiyonel nöronavigasyon eşliğinde opere edilen kontrol grubunu oluşturdu. İo MRG'nin sırasıyla gliom, menenjiyom ve hipofiz adenomu tanılı hastalarda TRO'yu artırdığı görüldü. Kırk beş İo MRG uygulanan gliom tanılı olguda optimal rezeksiyon sağlanamadığı için operasyona devam edilmesi kararı alındı ve ek rezeksiyonla GTR oranı %33,6'dan %49,6'ya yükseltildi.İo MRG'nin gliom tanılı olgularda kontrol grubu ile karşılaştırıldığında artan GS ve progresyonsuz sağkalımla ilişkili olduğu gösterildi. Preoperatif radyolojik tanısı DDG olan olgularda postoperatif KRT yanıtı zayıf olduğu ve malign transformasyon riski bulunduğu için cerrah daha agresif teknik uygulayarak mümkün olan en geniş rezeksion sağlamaya çalışmıştır. Bu nedenle, çalışmamızda ön tanısı YDG olan olguların TRO'su DDG olanlara kıyasla düşük çıkmıştır. Sonuç olarak, gliom, menenjiyom, hipofiz neoplazmları, schwannoma gibi çeşitli intrakraniyal tümörlerin eksizyonunda İo MRG'nin faydaları gösterilmiştir. Bu etkileyici klinik sonuçlar, maliyetli ve zahmetli İo görüntüleme yöntemlerinin teknik olarak geliştirilmesine ve yaygın kabul görmesine yol açmıştır. Gliomlar İo görüntülemeye en çok ihtiyaç duyulan tümör grubudur. Bu çalışmada yüksek manyetik güçlü MR cihazının hem tümör yükünün azaltılması ve progresyonsuz sağkalımın uzatılması, hem de cerraha ilk operasyonda maksimal ve optimal rezeksiyon için sağladığı kolaylık araştırılmış ve kanıtlanmıştır. Gelecek çalışmalardan beklenti, moleküler/genetik profillere dayalı histopatolojik tanıların dahil edilmesiyle İo MRG uygulanmış daha büyük örneklem aralığı ve daha homojen vaka gruplarıyla araştırmaların yapılması yönündedir.