Obez çocuklarda alkole bağlı olmayan yağlı karaciğer hastalığında leptin ve insülin direncinin rolü


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Gazi Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2005

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: TUBA EMİNOĞLU

Danışman: BUKET DALGIÇ

Özet:

ÖZET NAFLD, tüm dünyada obezite sıklığındaki artışa paralel olarak pediatrik yaş grubunda da sık görülen bir sağlık sorunu haline gelmiştir. Bu çalışma obez çocuklarda karaciğer yağlanması ve yağlanmanın derecesi üzerinde etkin olan faktörleri araştırmak amacıyla yapılmıştır. Çalışmaya yaşları 6.0 ile 17.0 (ort. 10.9±3.0) yıl arasında değişen 101 obez basta alındı. Olgularda abdominal USG'de yağlanma derecesine ve ALT, AST, GGT düzeylerine bakılarak steatoz ve olası steatohepatit varlığı araştırıldı. Abdominal USG ile karaciğer yağlanması saptanan 53 obez olgu, yağlanması olmayan 48 obez ve 68 sağlıklı kontrol grubu ile antropometrik ölçümler ve patogenezde suçlanan bazı biyokimyasal parametreler açısından karşılaştırıldı. 101 obez çocuğun değerlendirmelerinde USG ile %52.4'ünde karaciğer yağlanması, %13.8'inde ALT yüksekliği, her ikisinin birlikteliği ise %26 oranında tespit edildi. Yağlanmanın derecesi ile ALT düzeyleri arasında istatistiki korelasyon saptandı. Yağlanması olan grupta trigliserit yüksekliği ön planda idi. Karaciğer yağlanması ve yağlanmanın derecesini etkileyebilecek parametreler arasında VKİ ve VLDL düzeyi dikkat çekiciydi. Yağlanmanın varlığı ve derecesi ile antioksidan olayların göstergesi olan total RSH düzeyleri arasında negatif ilişkili bulunurken, lipid peroksidasyonunun göstergesi olan MDA düzeyleri, HOMA-IR ve leptin düzeyleri arasında fark bulunmadı. Sonuç olarak yağlı karaciğer hastalığına obezite ve hipertriglisideminin sıklıkla eşlik ettiğini gözlendi. Yağlanmanın varlığı ve derecesi ile ilişkili parametreler olarak VKİ ve VLDL düzeyleri bulundu. Bu ilişki son zamanlarda obez bireylerde yağ dokusundan karaciğere gelen SYA akımınındaki artışın NAFLD patogenezinde suçlanan ana mekanizmalardan biri olduğu görüşünü destekler niteliktedir. 51