Hipofiz adenomlarında rezidü kitle değerlendirilmesinde 3T intraoperatif MRG'nin rolü ve preoperatif MRG bulgularının rezidü risk tahmininde etkinliği
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Gazi Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: AYKUT KARANFİL
Danışman: Nil Tokgöz
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Bu çalışmada, 3T intraoperatif manyetik rezonans görüntüleme (iMRG) eşliğinde gerçekleştirilen endoskopik transsfenoidal cerrahi (eTSC) sonrası rezidü tümörün değerlendirilmesi ve preoperatif MRG bulgularının rezidü riskini öngörmedeki etkinliği araştırılarak, cerrahi öncesi ve sırasındaki görüntülemenin tamamlayıcı rolü ortaya konulmuştur. Ocak 2016 – Şubat 2025 tarihleri arasında Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Anabilim Dalı'nda iMRG eşliğinde eTSC uygulanan toplam 165 hasta retrospektif olarak analiz edilmiştir. Olguların 96'sı nonfonksiyone hipofiz adenom (NFPA) ve 69'u fonksiyone hipofiz adenomudur (FPA). Demografik, klinik ve cerrahi verilerin yanı sıra preoperatif MRG'de adenomların radyolojik özellikleri değerlendirilmiştir. İntraoperatif, erken postoperatif (ePO) ve geç postoperatif MRG'ler kullanılarak gross total rezeksiyon (GTR) oranı, tümör rezeksiyon oranı (TRO) ve rezidü hacim (RV) hesaplanmıştır. iMRG sonrasında hem FPA hem NFPA gruplarında GTR oranında minimal, fakat istatistiksel olarak anlamlı olmayan bir artış (FPA'da 1 olgu, NFPA'da 3 olgu) saptanmıştır. İntraoperatif ve ePO dönemler karşılaştırıldığında FPA grubunda RV'de minimal azalma ve TRO'da minimal artış, NFPA grubunda TRO'da anlamlı artış ve RV'de anlamlı azalma bulunmuştur. Postoperatif MRG ile karşılaştırıldığında iMRG'de yalnızca 1 adet yanlış pozitif olgu izlenmiş olup, yanlış negatif olgu saptanmamıştır. Multivaryat regresyon analizinde, FPA'larda kavernöz sinüs (KS) posterior kompartman uzanımı ve SIPAP 3-4 suprasellar uzanım, NFPA'larda ise cerrahi öyküsü, maksimum tümör çapının 2 cm'den büyük olması ve heterojen kontrastlanma GTR elde edilememesini öngören faktörler olarak bulunmuştur. GTR tahmin etkinliği açısından karşılaştırıldığında hem FPA hem NFPA gruplarında revize Knosp sınıflamasına kıyasla KS kompartman sınıflamasının, NFPA'larda ise Zurich skoruna kıyasla şekil sınıflamasının istatistiksel olarak anlamlı derecede daha iyi performans gösterdiği saptanmıştır. Sonuç olarak, 3T iMRG hipofiz adenom cerrahisinde cerrahi karar sürecini destekleyen güvenilir bir yöntemdir. iMRG'nin GTR oranına ve özellikle NFPA'larda belirgin olmak üzere TRO'da artış ve RV'de azalmaya katkısı gösterilmiştir. Tümör boyutu, kontrastlanma paterni, cerrahi öyküsü, KS kompartman uzanımı ve suprasellar uzanım gibi parametrelerin birlikte değerlendirilmesi ve radyolojik sınıflamalar rezidü riskinin öngörülmesinde klinik olarak anlamlı katkı sağlamaktadır. Bu parametrelerin cerrahi planlamaya dâhil edilmesi, rezidü oranlarını azaltabilir ve fonksiyonel sonuçları iyileştirebilir. Çalışmamız, literatürde hipofiz adenomu cerrahisi ile ilişki araştırılan faktörlerden farklı olarak KS kompartmanları ve kompartmanlar kullanılarak oluşturulan sınıflamanın GTR başarısını tahmin etmedeki potansiyelini ortaya koymuştur. Ancak bu sınıflamanın geçerli hale gelmesi için daha geniş hasta grubu ile ileri çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır. Anahtar Kelimeler: İntraoperatif Manyetik Rezonans Görüntüleme, Hipofiz Adenomu, Kavernöz Sinüs Kompartmanları