Koruyucu gıda katkı maddeleri kalsiyum asetat ve potasyum asetatın periferal insan lenfositlerinde in vitro genotoksik etkileri
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Gazi Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, BİYOLOJİ ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2026
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: MERVE YILDIZ
Danışman: DENİZ YÜZBAŞIOĞLU
Özet:Kalsiyum asetat (KAL) ve potasyum asetat (PA), antimikrobiyal ve asitlik düzenleyici özelliklere sahip koruyucu maddeler olup konserve meyve ve sebzeler, çorbalar, soslar, peynir çeşitleri, işlenmiş meyve ve et ürünleri ile atıştırmalıklar gibi çok geniş bir gıda yelpazesinde kullanılmaktadır. Bu çalışma kapsamında KAL ve PA'nın 12,5; 25; 50; 100 ve 200 µg/mL'lik konsantrasyonlarda insan periferal kan lenfositlerindeki potansiyel in vitro genotoksik etkileri, kromozomal aberasyon (KA), sitokinez blok mikronükleus sitom (CBMN-Cyt) ve komet testleri kullanılarak incelenmiştir. Ayrıca bu kimyasalların lenfosit hücrelerinde oluşturabileceği gen ekspresyon değişiklikleri RT-qPCR analizi ile değerlendirilmiştir. KA testi sonuçlarına göre KAL'in tüm konsantrasyonlarda ve uygulama sürelerinde anlamlı bir genotoksik etkiye yol açmadığı, PA'nın ise yalnızca 48 saatlik maruziyette en yüksek konsantrasyonda anormal hücre yüzdesinde istatistiksel olarak anlamlı bir artışa sebep olduğu gözlenmiştir. Mitotik indeks (Mİ) verileri incelendiğinde hem KAL'in hem de PA'nın özellikle yüksek konsantrasyon ve uzun uygulama süresinde Mİ'yi düşürme eğiliminde olduğu görülmüştür. CBMN-Cyt testi sonuçları, her iki maddenin de mikronükleus frekansında, nükleer tomurcuk (NT) ve nükleoplazmik köprü (NPK) yüzdelerinde anlamlı bir değişikliğe neden olmadığını ve nükleer bölünme indeksini (NBİ) etkilemediğini göstermiştir. Buna karşın komet testi sonuçları, her iki kimyasalın da komet parametrelerinde artışa yol açtığını ortaya koymuştur. RT-qPCR analizi sonuçlarına göre, KAL'in 100 µg/mL'lik konsantrasyonda TP53 geninin ekpresyonunu arttırdığı, CDKN1A'nın ekpresyonunu ise azalttığı belirlenmiştir. 200 µg/mL konsantrasyonda ise TP53, ATRIP, BRCA2, ATM genlerinin ekspresyon düzeylerinde azalma gözlenmiştir. PA'ya 100 µg/mL'lik konsantrasyonda maruziyette, TP53'ün ekspresyonu baskılanırken, RAD51 ve CDKN1A'nın ekspresyonunun arttığı tespit edilmiştir. 200 µg/mL'lik konsantrasyonda ise RAD51, CDKN1A, RPA1 ve ATM genlerinin ekspresyon seviyelerinde artışlar gözlenmiştir. Elde edilen bulgular doğrultusunda KAL ve PA'nın düşük ve orta konsantrasyonlarının in vitro koşullarda genotoksik ve sitotoksik bir etki sergilemediği, sadece yüksek konsantrasyonlarda DNA hasarı oluşturma ve hücre döngüsü kontrolü, DNA hasar yanıtı/onarımıyla ilişkili genlerin ekspresyonunu değiştirme potansiyeline sahip olabileceği sonucuna varılmıştır. Bu nedenle gıdalarda kullanılacak konsantrasyonların dikkatli seçilmesi gerekmektedir.