Hemodiyaliz ile periton diyaliz hastalarında ateroskleroz risk faktörlerinin değerlendirilmesi ve yeni bir inflamasyon markeri olan prokalsitonin diyaliz hastalarında aterosklerozla olan ilişkisi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Gazi Üniversitesi, Tıp Fakültesi, NEFROLOJİ ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2004

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: OKTAY BAĞDATOĞLU

Danışman: GALİP GÜZ

Özet:

50 VII-ÖZET Aterosklerotik kalp hastalığı mortalite ve morbiditesi kronik böbrek yetersizliği olan kişlerde genel popülasyona göre belirgin oranda yüksektir. Kronik böbrek yetersizlikli hastalarda da mortalitenin de en önemli sebeplerinden biri kardiyovasküler olaylardır. Genel popülasyonda ASKH'ı için bilinen risk faktörleri KBY hastalarında farklılık göstermekte olduğu ve diyaliz tedavilerinin de ASKH'ım arttırıcı bir neden olduğu çeşitli çalışmalar ile gösterilmiştir. Biz bu çalışmamızda PD ve HD tedavileri alan hastaların genel popülasyona göre ASKH'ı için neden olabilen risk faktörlerini değerlendirdik. Çalışmamızda HD, PD ve kontrol grubu olmak üzere üç grup mevcuttu. Hemodiyaliz grubunda 71, periton diyaliz grubunda 43 ve kontrol grubunda 31 kişi mevcuttu. Diyaliz hastalarının 6 ay süresince takip edilen hastaların BUN, kreatinin, açlık kan şekerlerinin, lipidlerin (total kolesterol, LDL kolesterol, VLDL kolesterol, HDL kolesterol, trigliserit) ferritin, total protein, albumin, folik asit, B12 vitamin, PTH, Ca, P ve hemoglobin değerleri dosya kayıtlarından 6 aylık verilerin ortalama değerleri ve CRP, PCT, fibrinojen, sedimentasyon, homosistein değerleri ise kesitsel olarak hastaların HD grubunda hemodiyaliz öncesi, PD grubunda açlık kan örneklerinden elde edildi. Atrosklerotik kalp hastalığı hastaların geçirmiş oldukları koroner operasyonlar, geçirilmiş miyokard infarktüsü, ekokardiyografi ve elektrokardiyografi ile tespit edildi. Her üç gruptaki kişilerin cinsiyet ve yaş dağılımı ile HD ve PD grubundaki hastaların diyaliz süreleri ve diyabet sıklığı arasında istatiksel anlamlı farklılıklar bulunmadı. Ancak gruplar arasında PD hastalarında daha belirgin dislipidemi ve inflamasyon olduğu ayrıca PD hastalarının daha obez oldukları tespit edildi. Genel popülasyonda ASKH risk faktörlerinden hiperkolesterolemi ve obezite PD grubunda belirgindi. Fakat istatiksel anlamlı olmasa da ASKH sıklığı HD grubunda daha fazlaydı. Bu bulgular KBY olan hastalarda dislipidemi ve obezitenin ASKH riski açısından genel popülasyona göre farklı51 bir durum oluşturmaktaydı. Ayrıca HD grubuna göre PD grubunda inflamatuar durumun daha belirgin olmasına karşın yeni bir inflamatuar marker olan PCT'nin HD grubunda PD grubuna göre istatiksel anlamlı olmasa da ASKH olanlardaki ortalama değerleri daha yüksekti. Çalışmamızın sonucunda PD grubunda bulunan hiperkolesterolemi, obezite ve inflamasyona rağmen HD grubunda ASKH'nın daha fazla olduğu ve bunun da en önemli sebebinin malnütrisyona bağlı olabileceği kanısına vardık. Ancak bulguların istatiksel anlamlılık göstermemesi hasta popülasyonumuzun azlığından kaynaklanmış olabileceği ve geniş serili bir çalışma ile bu sonuçların netlik kazanacağını tahmin etmekteyiz.