Miyopik makula deliği cerrahi sonuçları ve prognoza etki eden faktörlerin incelenmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Gazi Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Cerrahi Tıp Bilimleri, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2024

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: BESTE GİZEM KÖSE

Danışman: HÜSEYİN BARAN ÖZDEMİR

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

AMAÇ: Miyopik makula deliği, yüksek miyopik gözlerde ortaya çıkan ve görme kaybı ile sonuçlanabilen bir patolojidir. Eşlik eden PS, koryoretinal atrofiler ve RD nedeni ile idiyopatik MD'den farklı yaklaşımlar gerektirir. Buna açıdan idiyopatik MD sıklıkla tercih edilen ILMP cerrahi yanında ILM flep, örtücü membran ve makuler buckle gibi farklı cerrahi yöntemler uygulanmaktadır. Çalışmada buna yönelik olarak miyopik MD'de cerrahi sonuçların incelenmesi ve cerrahi başarıya etki eden prognostik faktörlerin incelenmesi, cerrahi yöntemlere göre anatomik ve fonksiyonel başarının değerlendirilmesi hedeflenmiştir. Gereç ve Yöntem: Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları'nda Ocak 2013- Eylül 2024 tarihleri arasında miyopik MD nedeniyle opere edilen ve en az altı ay takibi olan gözler retrospektif olarak incelendi. Demografik veriler görme keskinliği, ön segment ve arka segment muayene bulguları, intraoperatif ve postoperatif özellikler, makula deliği kapama ve retina yatışıklık elde edilme oranı ve ikincil cerrahi ihtiyacı değerlendirildi. Bulgular: Çalışmaya 41 hastanın 41 gözü dahil edildi. Olguların %48,8 (n= 20) kadın, %51,2 (n= 21) erkek hastalardan oluşmaktaydı. Gözlerin %48,8 (n= 20) sağ ve %51,2 (n= 21) sol gözdü. Ortalama yaş 59,00±13,15 idi ve olgular ortalama 24,8 ay takip edilmişti. Semptom süresini tarifleyebilen hastaların ortalama semptom süresi ise 6,5 aydı. Olgular ilk olarak uygulanan ilk cerrahi yönteme göre sınıflandırıldı. Primer cerrahide olguların %38,6 (n= 17)'sına ILMP, %34,1 (n= 15)'ine ILM flep, %20,5 (n=9)'ine örtücü membran (amniyon membran, descemet membran ve otolog retina) uygulanmıştı. Cerrahi gruplar preoperatif olarak eşlik eden RD, ERM, foveoskizis, MD çapı, PS varlığı ve PS parametreleri açısından benzer gruplardı(p> 0,05). Ortalama AU ise ILMP grubunda 30,36±2,83 mm, ILM flep grubunda 27,88±2,07 mm ve örtücü membran grubunda 34,41±3,68 mm olarak tespit edilmişti. Bu açıdan en düşük AU ILM flep grubunda izlenmiş olup örtücü membran grubu AU açısından ILMP ve ILM flep gruplarından istatiksel anlamlı izlenmiştir(p=0,006). AU ≥28,68 mm olan gözlerde ILM flep başarı ihtimalinin düştüğü tespit edilmiştir (%75,0 sensitivite ve %83,3 spesifite, AU C=0,792; p=0,041). MD kapanma oranları ILMP grubunda %66,6 (n= 10), ILM flep %60 (n=9) ve örtücü membran grubunda %77,8 (n=7) olarak izlendi (p= 0,66). Cerrahi gruplar arasında preoperatif EİDGK ve postoperatif EİDGK arasında istatiksel anlamlı bir fark izlenmemiştir. Postoperatif dönemde preoperatif döneme görme keskinliği artışı değerlendirildiğinde istatiksel anlamlı EİDGK artışı yalnızca ILMP grubunda izlenmiştir (p= 0,045). Cerrahi gruplar arasında postoperatif koroid atrofisi gelişimi ve progresyonu açısından fark izlenmemiştir (p> 0,05). Olgular ikinci aşamada ilk cerrahide anatomik başarı sağlanan ve sağlanamayan olmak üzere iki grupta değerlendirilerek ikincil cerrahi ihtiyacı açısından risk faktörleri belirlendi. Preoperatif RD eşlik eden gözlerde sekonder cerrahi ihtiyacı %69,2, eşlik etmeyen gözlerde %37 oranında izlenmiştir (p= 0,056). Sekonder cerrahi gereken ve ilk cerrahide anatomik başarı elde edilen gruplar arasında AU açısından fark izlenmezken, sekonder cerrahi ihtiyacı olan grupta preoperatif MD çapı istatiksel anlamlı olarak daha yüksek tespit edilmiştir (p = 0,017). Grupları son kontroldeki değerlendirilmelerine göre retina yatışıklık, postoperatif fotoreseptör defekti, fotoreseptör tabaka düzensizliği açısından benzer sonuçlara sahipti (p> 0,05). Bunun yanında RPE defekti tek cerrahi ile başarı sağlanan gözlerde %70,4 oranında izlenirken sekonder cerrahi geçiren gözlerin tamamında mevcuttu ve fark istatiksel anlamlı tespit edildi (p= 0,019). Postoperatif miyopik foveoskizis varlığı ile anatomik başarısızlık riski 13 kat olarak tespit edildi. Gruplar arasında postoperatif EİDGK açısından fark izlenmemiştir (p= 0,075). Sonuç: PS varlığı sekonder cerrahi ihtiyacı yaklaşık 7,5 kat arttırmaktadır ve durum ile PS'nin yapısal özellikleri ve MD'nin PS içindeki konumu açısından fark izlenmemiştir. PS varlığı bu prognostik etkisinden ötürü MTM ve yüksek miyopiye ilişkin evrelemelerde yer alması gerekn bir faktördür. Postoperatif devam eden miyopik foveoskzisi de sekonder cerrahi ihtiyacı ile ilişkili bulunmuştur. PS olan ve/veya RD eşlik eden gözlerde ILM flep cerrahisi ile ILMP cerrahisine kıyasla istatistiksel anlamlı olarak daha yüksek anatomik başarıya ulaşıldığı tespit edilmiştir. AU> 28,6 mm olan gözlerde ILM flep yapılma şansı azalmaktadır.