Bağ doku greftlerinin elde edilmesinde de-epitelizasyon tekniğinde kullanılan bistüri ve hava-toz parlatma yöntemlerinin etkinliğinin tavşanlarda histopatolojik olarak incelenmesi


Tezin Yürütüldüğü Kurum: Gazi Üniversitesi, Diş Hekimliği Fakültesi, Klinik Bilimler, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: MELİS AYÇİÇEK

Danışman: ALTAN DOĞAN

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Diş eti çekilmesi (DÇ), gingival marjinin mine-sement seviyesinin apikalinde konumlanması ile kök yüzeyinin ağız ortamına açılması olarak tanımlanır. DÇ tedavisinde altın standart olarak kabul edilen bağ dokusu grefti(BDG), farklı yöntemlerle elde edilebilmektedir. Bu yöntemlerden en sık kullanılanları trap door, tek insizyon ve deepitelizasyon tekniğidir. De-epitelizasyon işleminde bistüri, döner aletler, lazerler dahil olmak çeşitli aletler kullanılmaktadır. De-epitelize SDG yönteminde de-epitelizasyon işleminin etkin bir şekilde yapılamaması alıcı bölgede epitelyal kist, kemik ekzostozları, yüzeyel re-epitelizasyon veya epitel bantları gibi komplikasyonlara neden olabilmektedir. Bu nedenle bu çalışmada, BDG'nin de-epitelizasyonu amacıyla kullanılan yöntemler arasında günümüzde en çok tercih edilen hava-toz parlatma (APD) ve bistürinin epitel tabakayı kaldırmadaki etkinliği ve tekniklerin birbirine göre üstünlüklerinin değerlendirilmesi hedeflenmiştir.16 adet tavşanın palatal bölgesinden punch yardımıyla 38 adet, 6mm çapında ve 2,5 mm kalınlığında doku çıkartılmıştır. De-epitelizasyon işleminin ekstraoral olarak gerçekleştirildiği dokularda grupların yarısında greftler APD (Air-Flow Prophylaxis Master) yöntemi ile NaHCO3 tozu 5 mm mesafeden 20 saniye boyunca püskürtülerek de-epitelize edilirken diğer yarısı bistüri ile de-epitelize edilmiştir. Deepitelizasyon işlem süreleri bistüride ortalama 60 sn sürmüştür. Işık mikroskobunda histopatolojik olarak incelemesi yapılan greftlerdeki epitel kalıntılarının varlığı ve miktarı skorlanmıştır (Petersilka ve ark. 2008). Ayrıca histolojik kesitlerde görüntü analiz programı (Image J) kullanılarak greft genişliği, de-epitelize greft genişliği, de-epitelizasyon yüzdesi, kalan epitel artıklarının genişliği ve kalınlığı ölçülmüştür. Araştırmada istatistiksel analiz normal dağılıma sahip ölçümler için varyans analizi ANOVA testi kullanılarak, normal dağılıma sahip olmayan ölçümler için ise Kruskal Wallis testi ile analiz edilmiştir. Kalan epitel genişliği APD grubunda 496,48 µm, bistüri grubunda 987.03 µm bulunmuştur. APD grubunda greftler %88,32±21,24, bistüri grubunda ise %80,64±24,76 de-epitelize edilmiştir. Gruplar arasında kalan epitel kalınlığı ve skorlaması, kalan epitel genişliği ve greftin de-epitelizasyon yüzdesi açısından istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmamıştır(p0.05). Greft genişliği ile deepitelizasyon yüzdesi arasında istatistiksel olarak anlamlı pozitif yönlü yüksek düzeyde bir ilişki (r=0.789, p0.05) tespit edilmiştir. Bistüri ile de-epitelizasyon işlemi ekipman ihtiyacı olmaması ve ekonomik yönüyle avantaj sağlarken APD yöntemi ise üç kat daha hızlıdır. İncelediğimiz histolojik kesitlerde APD'nin epiteli daha homojen kaldırdığı; bistürinin ise epiteli uzaklaştırırken bölgesel farklılıklar meydana getirdiği tespit edilmiştir. Sonuç olarak elde edilen histolojik bulgular, APD yönteminin, BDG eldesi sırasında belirli bir süre ve açıyla uygulandığında homojen, kontrollü ve grefti küçültmeden deepitelizasyon sağlamasının yanı sıra, bistüri kadar epitel kalıntısını ortadan kaldırabilmesi nedeniyle güvenilir ve hızlı bir yöntem olduğunu göstermiştir.