Pozitif havayolu basıncı tedavisiyle ortaya çıkan santral uyku apne sendromu gelişimindeki risk faktörlerinin belirlenmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Gazi Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: MERT CAN TAŞDEMİR

Danışman: TANSU ULUKAVAK ÇİFTÇİ

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Obstrüktif Uyku Apne Sendromu (OSAS), uyku sırasında tekrarlayan üst havayolu tıkanmaları nedeniyle oluşan apne ve hipopnelerle karakterize, kardiyovasküler, nörokognitif ve metabolik etkileri olan sık görülen bir uyku ilişkili solunum bozukluğudur. OSAS tedavisinde ilk basamak, pozitif havayolu basıncı (PAP) tedavisidir. Ancak, bazı hastalarda PAP tedavisi sırasında santral apnelerin ortaya çıktığı veya var olan santral apnelerin arttığı gözlenmektedir. Bu durum, Tedavi ile Ortaya Çıkan Santral Uyku Apnesi (TECSA) olarak tanımlanır ve PAP tedavisi altında santral apne-hipopne indeksinin (CAI) ≥5 olmasıyla karakterizedir. TECSA'nın patofizyolojisi tam olarak aydınlatılamamış olup, PAP tedavisine karşı gelişen ventilatuar instabilitenin santral apne eşiğini düşürerek bu tabloya yol açtığı düşünülmektedir. TECSA'nın klinik belirteçlerinin tanımlanması, erken tanı ve uygun hasta yönetimi açısından önemlidir. Bu çalışmada, PSG eşliğinde PAP titrasyonu yapılan OSAS hastaları arasından TECSA gelişen ve gelişmeyen bireylerin klinik ve polisomnografik parametrelerinin karşılaştırılması, PAP tedavisi altında TECSA gelişimi için olası risk faktörlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu retrospektif, olgu-kontrol çalışmasında, PSG eşliğinde PAP titrasyonu yapılan 81 OSAS hastası değerlendirilmiştir. Hastalar, PAP tedavisi sırasında TECSA tanısı alan (n=29) ve TECSA gelişmeyen kontrol grubu (n=52) olarak iki gruba ayrılmıştır. Demografik veriler, klinik semptomlar, tanısal PSG ve PSG eşliğinde PAP titrasyonu parametreleri karşılaştırılarak TECSA ile ilişkili risk faktörleri analiz edilmiştir. TECSA grubunda tanıklı apne (TECSA %100 vs. Kontrol %72,5; p=0,012) ve aile öyküsü (TECSA %38,9 vs. Kontrol %13,5; p=0,037) kontrol grubuna kıyasla anlamlı olarak daha yüksek oranda bulunmuştur. Ek hastalıklar açısından ise aritmi varlığı, TECSA grubunda anlamlı düzeyde daha yüksek saptanmıştır (TECSA %23,8 vs. Kontrol %3,8; p=0,018). Polisomnografik değerlendirmede; TECSA grubunda, non-supin AHI (TECSA 20,8 vs. Kontrol 7,15; p=0,019), CAI (TECSA 4,9 vs. Kontrol 0,4; p=0,000), MAI (TECSA 1,47 vs. Kontrol 0,24; p=0,000) ve ODI (TECSA 26,05 vs. Kontrol 14,95; p=0,038) değerleri kontrol grubuna göre anlamlı şekilde daha yüksek bulunmuştur. PSG eşliğinde PAP titrasyonu sırasında ise TECSA grubunda; rezidüel AHI (TECSA 13,9 vs. Kontrol 1,25; p=0,000), CAI (TECSA 12,8 vs. Kontrol 0,3; p=0,000), ODI (TECSA 16 vs. Kontrol 2; p=0,000), SpO₂≤%88 geçirilen süre (TECSA 3,3 dk vs. Kontrol 1,1 dk; p=0,014), NREM 1 süresi (TECSA %14,2 vs. Kontrol %8,85; p=0,000) ve titrasyonda uygulanan maksimum optimal PAP basıncı (TECSA 14 cmH₂O vs. Kontrol 11 cmH₂O; p<0.05) kontrol grubuna kıyasla anlamlı derecede daha yüksek bulunmuştur. Çalışmamızda, TECSA'lı hastalarda tanıklı apne ve aile öyküsünün daha sık görüldüğü, aritmi birlikteliğinin daha yüksek olduğu ve bu hastaların PSG ile PAP titrasyonu sırasında spesifik solunumsal parametrelerde belirgin farklılıklar gösterdiği tespit edilmiştir. Yapılan lojistik regresyon analizi; aile öyküsü ve tanıklı apnenin TECSA için anlamlı klinik risk faktörleri olduğunu; tanısal PSG'de ölçülen CAI ve MAI yüksekliğinin ise TECSA gelişimi açısından önemli polisomnografik belirteçler olduğunu göstermiştir. Bu sonuçlar klinisyenlere TECSA gelişimi açısından erken dönemde ipucu verebilir. Kalp yetmezliği ve aritmiyle birlikteliği sık görülen TECSA'yla ilgili farkındalığın artması; hastaların kardiyovasküler riskler açısından daha dikkatli değerlendirilmesini ve PAP tedavi süreçlerinin bireyselleştirilmesini sağlayabilir. TECSA'nın uzun dönem sonuçları ve alternatif tedavi stratejileri konusunda daha geniş olgulu, prospektif çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır.