Noninvaziv solunum desteği alan yenidoğanlarda karın içi basınç ölçümü
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Gazi Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: TUĞBA TÜRKMEN
Danışman: NURİYE EBRU ERGENEKON
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Giriş: Noninvaziv solunum desteği, yenidoğan yoğun bakım ünitelerinde prematüre bebeklerde invaziv ventilasyon ihtiyacını azaltmak amacıyla sık kullanılan bir yöntemdir. Ancak bu destek sırasında uygulanan pozitif basıncın akciğerler kadar karın içi boşluğa da iletilerek karın içi basınç (KİB) artışına yol açabileceği düşünülmektedir. Karın içi basınç artışının neonatal dönemdeki etkileri ve klinik sonuçları henüz yeterince netlik kazanmamıştır. Ancak; karın içi basıncının sürekli olarak 10 mmHg ve üzerinde seyretmesi intaabdominal hipertansiyon (İAH) olaraktanımlanmaktadır. Bu çalışmada, noninvaziv solunum desteği [nazal sürekli pozitif hava yolu basıncı (NCPAP) ve nazal aralıklı pozitif basınçlı ventilasyon (NIPPV)] alan yenidoğanlarda karın içi basınç düzeylerinin değerlendirilmesi, solunum desteği almayan bebeklerle karşılaştırılması, farklı ventilasyon modlarının ve basınç düzeylerinin KİB üzerindeki etkilerinin belirlenmesi, KİB düzeylerinin tam enteral beslenmeye geçiş süresi ve karın çevresine olan etkilerinin belirlenmesi amaçlandı. Yöntem: Çalışmaya Mayıs 2024-Nisan 2025 tarihleri arasında Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi'nde yatan, doğum ağırlığı 750-2500 gram arasında değişen ve orogastrik sondası mevcut 35 bebek aileden onam alınarak dahil edildi. İnvaziv mekanik ventilasyon alan, 750 gram altı ve 2500 gram üstü bebekler çalışma dışı bırakıldı. Çalışmada gastrik yöntem kullanılarak karın içi basınç ölçümü yapıldı. Ölçümler 24 saat içinde üç kez, beslenme öncesi dönemde gerçekleştirildi, her noninvaziv ventilasyon mod ve basınç değişikliklerinde tekrarlandı. Ölçümler sırasında bebekler supin pozisyonda ve mideleri boştu. Elde edilen değerler cmH₂O cinsinden kaydedildi ve 1 mmHg=1.36 cmH₂O oranı kullanılarak mmHg'ye çevrildi. İstatistiksel analizde Mann-Whitney U ve Spearman korelasyon testleri kullanıldı, anlamlılık sınırı p≤0,05 olarak kabul edildi. Bulgular: Toplam 395 karın içi basınç ölçümü yapıldı ve eş zamanlı olarak karın çevresi değerleri kaydedildi. Ölçümlerin; %28,6'sı solunum desteği almayan, %38,2'si NCPAP, %33,2'si ise NIPPV desteği altında gerçekleştirildi. Hastaların doğum ağırlığı ve karın içi basınç ölçüm anındaki vücut ağırlıklarına göre 750- 1000 gram, 1001-1500 gram ve 1501-2500 gram olmak üzere üç grupta ayrıca alt grup analizleri yapıldı. Ventilasyon modu dikkate alınmaksızın (NCPAP/ NIPPV) herhangi bir nazal solunum desteği alan hastalarda yapılan ölçümler sonucunda karın içi basınç (KİB) ortanca değeri 8,08 (5,51-13,23) mmHg, solunum desteği almayan hastalarda ise 6,61 (5,51-8,82) mmHg olarak belirlendi, fark istatistiksel olarak anlamlı saptandı (p<0,001). Doğum ağırlığı ve ölçüm anındaki vücut ağırlığına göre yapılan alt grup analizlerinde de benzer şekilde, solunum desteği alan bebeklerde karın içi basınç değerlerinin anlamlı şekilde daha yüksek olduğu görüldü. NCPAP desteği alan hastalarda KİB ortanca değeri 8,08 (5,88-13,23) mmHg, solunum desteği almayan hastalarda 6,61 (5,51-8,82) mmHg olup, fark istatistiksel olarak anlamlı bulundu. Doğum ağırlığı ve ölçüm anındaki vücut ağırlığına göre yapılan alt grup analizlerinde de benzer şekilde fark saptandı. NIPPV desteği alan hastalarda KİB ortanca değeri ise 8,08 (5,51-11,02) mmHg, solunum desteği almayan hastalarda 6,61(5,51-8,82) mmHg olup, fark istatistiksel olarak anlamlı bulundu. Doğum ağırlığı ve ölçüm anındaki vücut ağırlığına göre yapılan alt grup analizlerinde de benzer şekilde anlamlı fark saptandı. NCPAP ve NIPPV solunum desteği alan bebeklerin KİB ölçüm değerleri vücut ve doğum ağırlığı gözetmeksizin karşılaştırıldığında; her iki grupta da KİB ortanca değerleri benzerdi. NCPAP ve NIPPV solunum desteği alan hastalarda uygulanan PEEP düzeyine göre karın içi basınç değerlendirildiğinde, PEEP düzeyi arttıkça karın içi basınçta da anlamlı, lineer bir artış görülmedi. NIPPV modunda farklı PIP değerlerine göre karın içi basınç değişimleri incelendiğinde ise lineer, anlamlı bir ilişki saptanmadı. NIPPV modunda ve sabit PEEP (6 cmH2O) değerinde, farklı PIP seviyelerine göre karın içi basınç değişimleri incelendiğinde ise yine benzer şekilde lineer, anlamlı bir ilişki saptanmadı. Solunum desteği durumu dikkate alınmaksızın 750–1000 gram doğum ağırlığına sahip hastalarda bu sürenin ortalama 45,00 gün, ortanca değer 38,00 gün (min-maks:17–78 gün), 1001–1500 gram grubunda ortalama 26,70 gün ve ortanca değer 25,00 gün (min-maks:12–53 gün), 1501–2500 gram grubunda ise ortalama 10,66 gün ve ortanca değer 9,00 gün (min-maks:5–22 gün) olarak belirlendi. Tam enteral beslenmeye geçiş süresi ile karın içi basınç değerleri arasındaki korelasyona bakıldığında; çalışmaya alınan tüm hastalar için pozitif yönde düşük düzeyde bir ilişki saptandı. Öte yandan karın çevresi ölçümleri ile karın içi basınç değerleri arasında yalnızca NCPAP grubunda zayıf düzeyde pozitif bir korelasyon saptandı. Tartışma: Noninvaziv solunum desteği alan bebeklerde elde edilen karın içi basınç ortanca değerleri, literatürde tanımlanan intraabdominal hipertansiyon (İAH) eşik değerlerinin altında bulundu. Zaman zaman 10 mmHg ve üzerinde ölçülen değerler olsa da, bu bulgular sürekli veya tekrarlayan patolojik bir yükselme olarak seyretmedi. Böylece İAH kriterlerini karşılamadı. Elde edilen sonuçlar, solunum desteği alsın ya da almasın, çalışmamıza dahil edilen yenidoğan popülasyonunda KİB seviyelerinin genel olarak patolojik sınırların altında seyrettiği ve klinik açıdan belirgin bir İAH riskine işaret etmediğini göstermektedir. Öte yandan nazal solunum desteğinin uygulanan moddan (NCPAP/NIPPV) ve çoğu zaman uygulanan basınçtan bağımsız olarak KİB'de anlamlı bir artışa yol açtığı ve bu artışın tüm ağırlık gruplarında olduğu gözlendi. Bu sonuçlar KİB açısından NIPPV uygulaması sırasında klinisyenin güvende hissetmesini sağlayabilir ancak nazal destek ile gerçekleşen KİB artışının klinik önemi açısından hastaların daha yakından izlenmesi ve özellikle kritik hastalarda KİB'in periyodik olarak ölçülmesi yararlı olacaktır.