HEDEF KONTROLLÜ İNFÜZYON UYGULANAN HİSTEROSKOPİ OLGULARINDA PERİOPERATİF ANESTEZİ ETKİNLİĞİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Gazi Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Cerrahi Tıp Bilimleri, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: SUBHAN RUSTAMLI
Danışman: Demet Coşkun
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Bu çalışmada, histeroskopi operasyonlarında hedef kontrollü infüzyon (HKİ) yöntemiyle uygulanan genel anestezide farklı farmakokinetik modellerin klinik etkinliklerinin karşılaştırılması amaçlanmıştır. Etik kurul onayı sonrasında, çalışmaya katılmayı kabul eden ASA I–II sınıfında, 18–65 yaş aralığında ve vücut kitle indeksi 18.5–35 arasında olan toplam 90 kadın hasta çalışmaya dahil edilmiştir. Hastalar, uygulanan HKİ protokolüne göre iki gruba ayrılmıştır. Standart Grupta propofol için Schnider, remifentanil için Minto modeli; Eleveld Grubunda ise her iki ajan için Eleveld modeli kullanılmıştır. Bilinç kaybının ardından uygun boyutta LMA yerleştirilmiş, anestezi süresince hastalar ileri düzey monitörizasyon sistemleriyle izlenmiştir. SedLine®, ANI® ve O3® sensörleriyle sırasıyla bilinç düzeyi, analjezik yanıt ve serebral oksijenizasyon objektif olarak değerlendirilmiştir. İlaç dozları fizyolojik yanıtlara göre bireysel olarak titrasyonla ayarlanmıştır. İntraoperatif dönemde hemodinamik ve farmakodinamik parametreler belirli aralıklarla kaydedilmiş; toplam ilaç tüketimi, cerrahi ve anestezi süreleri olgu rapor formlarına işlenmiştir. Ayrıca decrement süresi ile klinik uyanıklık zamanı karşılaştırılmıştır. Postoperatif derlenme Modifiye Aldrete Skoru, analjezi düzeyi ise Vizüel Analog Skala ile değerlendirilmiş; hasta ve cerrah memnuniyeti de kaydedilerek çalışma bütüncül biçimde belgelenmiştir. Gruplar yaş, BMI, ASA skoru, eşlik eden hastalıklar, cerrahi ve anestezi süresi, toplam remifentanil tüketimi ve derlenme süresi açısından benzer bulunmuştur. Kalp atım hızı, diastolik ve ortalama arter basıncı ile SpO₂ düzeylerinde anlamlı fark izlenmezken, sistolik arter basıncı Standart grupta belirli zaman noktalarında daha yüksek saptanmıştır. Bilinç kaybına kadar geçen süre Standart Grupta daha uzun olup, bu dönemde daha fazla remifentanil tüketilmiştir. Buna karşılık, Eleveld Grubunda aynı dönemde propofol tüketimi daha yüksek bulunmuştur. Toplam propofol tüketimi Standart Grupta daha fazladır. CeP, CeR, PSI ve ortalama arter basıncı ile toplam ilaç tüketimleri arasında anlamlı bir ilişki gözlenmemiştir. PSI değerleri LMA yerleştirilme anında Standart Grupta, çıkarılma anında ise Eleveld Grubunda daha yüksek saptanmıştır. Eleveld Grubunda decrement propofol süresi daha uzun bulunmuştur. Her iki grupta da remifentanil decrement süresi ile uyanma süresi arasında pozitif korelasyon saptanmıştır. Ayrıca Standart Grupta propofol decrement süresi uzadıkça uyanma süresinin de uzadığı belirlenmiştir. Cerrahi ve anestezi süresi uzadıkça toplam ilaç tüketiminde artış gözlenmiştir. Her iki grupta da altı advers olay bildirilmiş olup, Eleveld Grubunda erken uyanma bulguları, Standart Grupta ise hipotansiyon daha sık izlenmiştir. Ciddi komplikasyon gelişmemiştir. Tüm hastalar stabil şekilde, yüksek PSI değerleriyle uyanmış; postoperatif dönemde ağrı, bulantı-kusma gözlenmemiştir. Tüm hastalar kısa sürede MASS ≥9 skoruna ulaşmış, hasta ve cerrah memnuniyeti her iki grupta da yüksek bulunmuştur. Sonuç olarak, bu çalışmada HKİ yöntemiyle gerçekleştirilen histeroskopi olgularında, farklı farmakokinetik modellerin klinik uygulanabilirliği karşılaştırılmış ve her iki modelin de intraoperatif stabilite, anestezi derinliği yönetimi ve postoperatif toparlanma açısından güvenli ve etkin olduğu gösterilmiştir. HKİ sistemlerinde model seçimi yapılırken yalnızca teorik hesaplamalar değil, hastaya özgü klinik yanıtlar ile çok boyutlu monitörizasyon verileri de dikkate alınarak bireyselleştirilmiş anestezi uygulamaları hedeflenmelidir.