Humboldt felsefesinde bildungun olanağı olarak dil
Tezin Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Gazi Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, TÜRKÇE VE SOSYAL BİLİMLER EĞİTİMİ ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2024
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: SALİME GÜLAY DOĞRU
Danışman: Mehmet Ali Dombaycı
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Çalışmanın amacı Humboldt felsefesinde "bildungun olanağı olarak dil" problemini ele almaktır. Dil, düşünme gibi tüm insanlarda bulunan ortak bir yetidir. İnsanlık düşünme ve dil sayesinde, dünyayı ve çevresini dile dökebilmekte ve kendini doğadan ayırarak yeni dünyalar yaratabilmektedir. Humboldt'a göre dil sahibi insan, özgür ve tarihsel bir varlıktır. Dünya tarihi, insanlığın ilerleme tarihidir. İnsanlığın ilerlemesi ile bireysel gelişim arasında bir paralellik vardır. İlerleme, oluşumu ve gelişimi ifade eden bildung tarafından sağlanmaktadır. Bildung eğitim ve kültürü kapsamakta ancak bunlardan birine indirgenememektedir. Humboldt bildungun, insanın güçlerini uyumlu bir bütüne ve ideale doğru geliştirdiği bir süreç olduğunu ifade etmektedir. Humboldt bildungu bir yandan eğitim kuramı olarak ele almaktadır ve buna uygun olarak eğitim reform planı yapmıştır. Ancak bildung başlangıcı ve bitişi olmayan bir süreci ifade ettiği için formel eğitimle sınırlı değildir. Bundan dolayı Humboldt bildungu bir yaşam biçimi olarak da tasarlamaktadır. Humboldt'un amacı, çeşitliliğin olduğu bir dünyada, insanın farlılığını birliğe feda etmeden yolunu bulmasını sağlamaktır. Çeşitliliğin ortaya çıkmasını sağlayan şey özgürlüktür ve bildung sürecinin temel koşulu insanın özgür olmasıdır. Özgür insan hemcinsleri ve toplumla dili sayesinde etkileşim kurarak dünyayla birlikte kendini de biçimlendirmektedir. Bildung süreci insanın çok yönlü gelişimiyle ve ayrıca gelişim çizgisinin bütüne ulaşması anlamında insanlıkla ilgilidir. İnsanın güçleri geliştirmesinin yolu, dünyayla yüzleşmektir. Humboldt'un bildung kuramında ilk önemli kavramı "dünya" ikinci kavram ise "insanlık"tır. Dil, insan ile dünya arasında aracılık yaptığı, dünya görüşünden hareketle insana dünyalar sunduğu, dünyanın dile getirilmesini sağlayarak insanın hem kendini hem dünyayı şekillendirdiğini sağladığı için bildungun olanağıdır. Ancak günümüzde yaşanan bilimsel ve teknolojik gelişmeler, küreselleşmenin artması, doğanın tahakküm altına alınması, postmodernizmin yükselişe geçmesi ve ekonominin belirleyici olması, dilin insan ve dünya arasındaki aracılık yönünü sekteye uğratmıştır. Bu durum benliğin ve güçlerin gelişimini ifade eden bildung sürecini ve dil eylemlerini etkilemektedir. İnsanlar artık kendini ve dünyayı biçimlendirmek için fazla çaba harcamamakta, başkaları tarafından kendine sunulan seçenekleri kabul etmektedir.