Anksiyete bozukluğu olan çocuklarda sosyal ipuçlarını algılama becerileri, mizaç özellikleri, yürütücü işlevler ve ebeveynlere ilişkin faktörlerin çocukların duygu düzenleme becerileri ile ilişkisi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Gazi Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: GAMZE DEMİR

Danışman: ESRA GÜNEY

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Bu çalışmada, yaygın anksiyete bozukluğu, sosyal anksiyete bozukluğu veya ayrılma anksiyetesi bozukluğu tanısı alan 9–13 yaş aralığındaki çocukların duygu düzenleme becerileri, sağlıklı kontrollerle karşılaştırılarak incelenmiştir. Duygu düzenleme becerileri, duygusal değişkenlik/olumsuzluk ve duygu ayarlama boyutları üzerinden ele alınmış; bu boyutların anksiyete bozukluğu olan çocuklarda mizaç özellikleri, yürütücü işlevler, sosyal ipuçlarını algılama/duygu tanıma becerileri ve ebeveyn ilişkili değişkenlerle ilişkisi değerlendirilmiştir. Çalışma, tek merkezli ve kesitsel bir tasarımla yürütülmüş; 49 anksiyete bozukluğu tanılı çocuk ve 49 sağlıklı kontrol örnekleme dahil edilmiştir. Grup karşılaştırmaları, yaş ve ilgili kovaryatlar kontrol edilerek, grup değişkeni ile duygu düzenleme arasındaki ilişkiyi değerlendirmek amacıyla çok değişkenli kovaryans analizi kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Bulgular, kovaryatlar kontrol edildiğinde grup değişkeninin duygu düzenleme alt boyutları üzerinde anlamlı bir etkisi olduğunu göstermiştir (Pillai's Trace=0,193, F(2,81)=9,668, p<0,001, kısmi η²=0,193). Anksiyete bozukluğu olan çocukların duygusal değişkenlik ve olumsuzluk düzeylerinin sağlıklı kontrollere kıyasla anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu, buna karşın duygu ayarlama boyutunda grup farkı bulunmadığı saptanmıştır. Yürütücü işlev güçlükleri, anksiyete ile ilişkili mizaç özellikleri ve ebeveyn tutumlarının duygu düzenleme üzerinde bağımsız katkılar sağladığı görülmüştür. Sonuçlar, çocukluk çağı anksiyete bozukluklarında duygu düzenleme güçlüklerinin özellikle artmış duygusal tepkisellik ile ilişkili olduğunu ve bu sürecin çok boyutlu bireysel ve ailesel faktörler tarafından şekillendiğini göstermektedir.