İttihat ve Terakki'nin fikri yapısı ve siyasi yansımaları
Tezin Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Gazi Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2018
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: EMİNE AŞÇI
Danışman: MEHMET ŞAHİNGÖZ
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:İttihat ve Terakki Cemiyeti 1889'daki ilk kurucularının tahayyül ettiğinden çok farklı süreçler geçirdi. 1906'da bambaşka bir anlayışla kurulurken devleti nasıl kurtarabiliriz sorusuna cevap aramaya başladı. Bu bağlamda 1908 öncesi Abdülhamit'in tahttan indirilmesi ve II. Meşrutiyet'in ilan edilmesinden başka, önemli sayılabilecek bir vizyonu yoktu. Fakat tüm unsurların eşit haklar ile ödevlerini üstlenerek, Osmanlıcılık şemsiyesi altında hürriyet, adalet, eşitlik Esasi'na dayanan bir kardeşlik tesis edebileceğini düşünmekteydi. Osmanlı unsurlarının kardeşliğini Osmanlıcılık düşüncesi ile hayata geçirmek istedi. Bu noktada dinler arasında ayırım olmasın diye laik bir Osmanlıcı anlayışa yöneldi. Ancak bu kardeşliğin Osmanlı unsurları arasında bir tabanı yoktu. Gayrimüslim ve gayri-Türk unsurlar ayrı bir millet kimliği benimsemiş durumdaydılar. Balkanların kaybedilmesi, meclis içindeki şiddetli tartışmalar, İttihat ve Terakki'nin attığı adımların başarıya ulaşamaması, Osmanlıcılık düşüncesini ortadan kaldırmasa da zayıflattı. Savaşlar sebebiyle Osmanlı topraklarında Müslim nüfusun artış göstermesi, Kürt ve Arapların kazanılmak istenmesi ve I. Dünya Savaşı'nda bir manevra olarak İttihat ve Terakki İslamcı politikalar da takip etti. Fakat 1916'da Arapların bir isyan neticesi kopmaları ile ümmetçi diyebileceğimiz bu İslami anlayış daha milli ve laik bir şekle girdi. Cemiyet iktidarda var olduğu süre boyunca II. Meşrutiyet Dönemi fikir adamlarından ilham aldı. Bu çerçevede Cemiyet, Türklerin de kendini tanımaları ve kendilerine güven duyabilmeleri için Türk gençlerinin hayata geçirmek istediği dernek ve basın-yayın faaliyetlerini resmi olmaksızın destekledi. Fakat bu destekler materyalist Türkçülüğe değil, İslami Türkçülüğe verildi. İttihat ve Terakki verdiği bu desteklere mukabil Türkçülüğü hiçbir zaman resmen benimsemedi. Osmanlıcılığı hiç reddetmedi. Ancak 1911'den itibaren başlamakla birlikte özellikle 1913 sonrası İslami kimliği hep daha ağır bastı.