Epitop maskelenmesi yöntemi ile immün yanıtın yönlendirilmesinde IgG ve Fab etkinliğinin karşılaştırılması
Tezin Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Gazi Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, MİKROBİYOLOJİ ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2001
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: BAŞAK KAYHAN
Danışman: CEMALETTİN AYBAY
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:1975 yılında Köhler ve Milstein monokonal antikor (mAb) üretimine yönelik hibridoma teknolojisini tanımladılar. Bu tekniğin bazı avantajları şunlardır : (i) Her hibrid hücre, antijen yüzeyinde tek bir epitopa özgül antikor üretir, (ii) hibrid hücre ölümsüz olduğundan sınırsız miktarda antikor üretim kaynağıdır, (iii) değişik metodlarla mAb'lar kullanılarak yüksek miktarlarda saf antijen üretimi sağlanabilir. Mikrobik enfeksiyonların tanısında sıklıkla serumda özgül antijen(ler) veya antikor(lar) saptanır. Enzyme-linked immunosorbent assay (ELISA) bu tam yöntemlerinden bir tanesidir. Değişik ELISA yöntemlerinde özgül antijen(ler) saptamak için sıklıkla iki farklı mAb kullanılmaktadır. Ancak immün yanıtın sıklıkla baskın olan immünojenik epitopa yönelik olmasından dolayı farklı epitoplara özgül iki mAb üretmek zordur. Bazı makalelerde antijen yüzeyindeki farklı epitoplara özgül antikor üretiminde, immünojenik epitopun özgül mAb ile maskelenmesiyle oluşan immün kompleks yapının aşılamada kullanılması durumunda organizmada farklı epitoplara özgül antikorların gelişebileceği belirtilmektedir. Ancak, antijenle beraber pasif olarak verilen IgG izotipindeki antikor immün yanıtı baskılayabilmektedir. IgG bağımlı baskılamada antijen - immünoglobulin G (IgG) kompleksinin eş zamanlı olarak B-lenfosit reseptörüne (antijen aracılığı ile) ve B lenfosit Fc y reseptörüne (FcyRIIB) (antijene bağlı IgG'nin Fc aracılığı ile) bağlanması B-lenfosit uyarımının FcyRIIB aracılığı ile engellenmesine neden olmaktadır Pasif olarak verilen antikorun immün yanıtı baskılama özelliği klinikde de değişik uygulamalarda yer almaktadır. Bazı aşılar ( kabakulak ve kızamık gibi ) bebeklere bir yaşından önce uygulanmaz. Bunun nedeni anne kaynaklı IgG izotipindeki antikorların doğumdan sonra bebekte en az 6 aya kadar aktivitesini sürdürebilmesidir. Bebek bir yaşını doldurmadan aşılama yapıldığında yetersiz immün yanıt gelişebilmektedir. Ayrıca gebelikte anne ile fetusun Rh uyuşmazlıklarında Rh(-) annenin fetus kaynaklı Rh(+) kan hücrelerine karşı antikor yanıtını engellemek için anti-RhD Ig kullanılmaktadır. Bu çalışmada BALB/c farelere ayrı ayrı "antijen(hIFNy)+IgG", "antijen(hIFNy)+Fab" ve "antijen(hIFNy)" verildikten sonra her gruptaki farelerin plasmalarındaki antikor düzeyleri ELISA yöntemiyle ölçülerek karşılaştırıldı. Denek sayısı 3 olan PBS grubu dışında tüm gruplar 5 adet fareden oluşmaktadır. Grupların plasma antikor düzeyleri karşılaştırıldığında "hIFNy+IgG" ile aşılama yapılan grupta hIFNy'ya karşı antikor yanıtının baskılandığı saptandı. Diğer taraftan "hIFNy+Fab" ile aşılama yapılan grubun antikor yanıtında anlamlı bir baskılamanın olmadığı saptandı. Bu verilere göre değişik epitoplara özgül mAb oluşturmak için önerilen epitop maskelenmesi yönteminde IgG yerine Fab fragmanlarının kullanılması ile daha olumlu sonuçların alınabileceği düşünüldü.