Plasenta previa ve plasenta invazyon anomalilerinin (plasenta akreata, plasenta inkreata, plasenta perkreata) görülme sıklığının ıvf gebelik ve spontan gebelik sağlanan hastalarda karşılaştırılması


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Gazi Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Cerrahi Tıp Bilimleri, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2024

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ŞÜHEDA GÜNBAY

Danışman: NURAY BOZKURT

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Bu çalışmada plasenta previa ve plasenta invazyon anomalilerinin görülme sıklığında konsepsiyon şeklinin ( IVF veya spontan gebelik) ve geçirilmiş intrauterin cerrahilerin belirleyici faktör olup olmadığını değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve yöntem: Çalışmamız PAS için sevk merkezlerinden biri üçüncü basamak bir hastane olan Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Kadın Hastalıkları Kliniğinde 2008 yılı Ocak ile 2023 yılı Ekim tarihleri arasında retrospektif ve tek merkezli olarak planlanmıştır. Kliniğe başvuran 20 hafta üzeri; spontan gebelik elde eden grup (SGG) (n:30.128), donmuş embriyo transferi (DET) ve taze embriyo transferi (TET) şeklinde infertilite yöntemleri ile gebe kalan (n:1777) hastalar çalışmaya dahil edilmiştir. Hastaların demografik özellikleri, obstetrik (gravida, parite, gebelik kayıpları, doğum şekli ve jinekolojik öyküleri (geçirilmiş uterin cerrahiler, küretaj, histeroskopik müdahaleler) , infertilite tanısı olan hastaların tanı ve IVF tedavi protokolleri (TET,DET), elde edilen gebelik sonuçları veri tabanından alınarak değerlendirilmiştir. Tüm hastalar gebe kalma şekline göre SGG, DET ve TET olarak gruplandırılmış ve plasenta invazyon anomalisi görülme durumları risk faktörleri göz önüne alınarak uygun gruplara ayrılarak gebelik sonuçları karşılaştırılmıştır. Bulgular: Çalışmaya dahil edilen hastaların 30.128'ini SGG, 1777'sini IVF yöntemleri ile sağlanan gebelikler oluşturmaktaydı. IVF grubunda, TET ile gebe kalan hasta sayısı 1155 iken, DET ile gebe kalan hasta sayısı 622 olarak saptanmıştır. DET gebeliklerinin yaş ortalaması TET ve SGG gruptan anlamlı ölçüde yüksek izlenmiştir (p<0,001), Geçirilmiş küretaj sayılarına göre yapılan karşılaştırmada, DET gebelerin spontan gebelere göre anlamlı ölçüde yüksek olduğu saptanmıştır (p<0,001), Geçirilmiş sezaryen öykülerine göre yapılan karşılaştırmada, spontan gebeliklerin sezaryen sayısı DET ve FET gebeliklere göre anlamlı ölçüde yüksek iken (sırasıyla p<0,001, <0,001), TET ile gebe kalanların sezaryen sayısının DET ile gebe kalanlara göre anlamlı ölçüde yüksek olduğu görülmüştür (p<0,001). Median IVF uygulama sayısı incelendiğinde THAW gebelik grubunda 2, taze ET gebelik grubunda 1 olarak saptanmıştır (p<0,001) TET ve DET gebeliklerinde SGG'na göre sezaryen histerektomi oranı anlamlı ölçüde yüksek saptanmıştır. (p<0,001) . Plasenta previa sıklığı gruplar arasında karşılaştırıldığında; DET gebeliklerinde spontan ve TET grubuna göre yüksek oranda plasenta previa saptanmıştır (p<0,001) PAS sıklığı karşılaştırıldığında; DET gebeliklerinde spontan gebeliklerden 2,4 kat daha sık (p<0,001) ve DET gebelerinde yine TET embriyo gebeliklerinden 12,5 kat daha sık olarak PAS (p<0,001) saptanmıştır. DET gebeliklerinde spontan gebelik ve TET gebeliklere göre fokal akreata görülme oranı yüksek saptanmıştır (p<001). Spontan gebelik elde eden hastaların %0.1'inde, TET ile gebe kalanların %0.7'sinde ve DET gebeliklerinin %6.7'sinde intrauterin cerrahi öyküsü mevcut izlendi ve IVF grubunda SGG'na göre anlamlı daha fazla izlenmiştir (p<0,001). Plasenta anomalilerine göre yapılan gruplandırmada, T-Shape uterus düzeltme operasyonu geçiren hastalarda fokal akreata ve akreata daha fazla görülmüştür (p<0,001). Gebelik komplikasyonları görülme sıklıklarına bakıldığında IVF grubunda preterm eylem ve preeklampsinin spontan gruba oranla yüksek olduğu görülmüştür (p<0,001) PAS görülme durumu ile ilişkili risk faktörlerinin belirlenmesi için yapılan Multiple Lineer Regresyon analizinde, sezaryen öyküsü ve TET ile gebeliğin bir etkisi görülmezken, intrauterin cerrahi öyküsü (OR=2,65, p<0,001), DET ile gebelik (OR=0,36, p<0,001) ve geçirilmiş küretaj öyküsü (OR=0,46, p<0,001) anlamlı etkili faktörler olarak saptanmıştır. Sonuç: Bu çalışma IVF gebelikler ile spontan gebelik grubunu plasenta previa ve PAS görülme sıklığını karşılaştıran ve arttığını gösteren ilk çalışma değildir. Çalışmamızın özgünlüğü, hastaların SGG, DET ve TET şeklinde IVF protokollerine göre gruplandırılarak, Müllerian anomaliler nedeni ile yapılan metroplasti işlemlerinin PAS sıklığı üzerine etkisini inceleyen dünya ve ülke literatüründeki tek çalışma olmasından gelmektedir. Özellikle nadir görülse dahi gebelik sonuçlarını ve IVF başarısını anlamlı ölçüde yükseltmesi nedeni ile uygulanan T şeklindeki uterus düzeltme operasyonu sonrası DET gebeliklerinde anlamlı yüksek oranda plasenta akreata ve fokal akreata görülmesi bu çalışmanın en çarpıcı sonucunu oluşturmaktadır. T şeklinde uterus düzeltme operasyonu geçiren ve sonrasında IVF gebeliklerin obstetrik ve perinatal sonuçlarını inceleyen tek çalışma olması bu konuda literatürdeki veri eksikliğini vurgulamaktadır. Daha geniş örnekleme sahip çalışmaların yapılması ciddi morbidite ve mortalitesi olan PAS hastalarına yaklaşımın, gebelik başından itibaren planlanmasının ve gerekli önlemlerin alınmasının daha sağlıklı gebelik sonuçlarını sağlayacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Plasenta Previa, Plasenta Akreata Spektrumu, IVF, Donmuş embriyo transferi, Taze embriyo transferi, ICSI, T-shape uterus