IVF tedavisi alan ve poor, normo ve high responder olan infertil bayan hastalarda follikül sıvısında AMH (Anti-Müllerian Hormon) ve inhibin A düzeyleri ve gebelik üzerine etkileri


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Gazi Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2011

Öğrenci: MUSTAFA BARAN CELTEMEN

Danışman: RİFAT HAKKI GÜRSOY

Özet:

Bu çalışmada amaç görülme sıklığı gitikçe artan kötü ovaryen yanıtlı hastalarda follikül sıvısındaki AMH ve İnhibin A düzeylerinin kontrollü ovaryen stimulasyon sonrası ovaryen yanıtı ve gebelik oluşum hızını öngörmedeki etkinliğini belirlemektir. Subat -Nisan 2011 ayları arasında Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum A.D. Tüp Bebek Merkezine başvuran ve infertilite değerlendirmeleri sonucunda IVF tedavisi planlanan 64 hasta dahil edilmiştir. Çalışma prospektif ve tek merkezli olarak dizayn edilmiştir. Kontrollü stimülasyona verilen over cevabına göre hastalar poor responder, normo responder ve high responder olarak üç gruba ayrılmıştır. Yumurta toplama işlemi sırasında dominant follikül sıvısı toplanarak santrifüj edilmiş (500 x g ) ayrıca polypropilen tüplerde -70°C de daha sonra bir seferde çalıştırılmak üzere saklanmıştır. AMH ve İnhibin A ölçümleri kantitatif olarak Enzyme-linked Imunosorbent Assay yöntemiyle gerçekleştirilmiştir.β- HCG testi pozitif gelen hastalarda ultrasonografik olarak gestasyonel kese varlığı klinik gebelik olarak tanımlanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde SPSS paket programı kullanılmıştır. Çalışmamızda gruplar arasındaki folliküler sıvı AMH ve İnhibin A düzeyleri benzer olarak bulunmuş, istatistiksel olarak anlam saptanamamıştır. Gebelik gerçekleşmeyen hastalarda İnhibin A düzeyinin daha yüksek olduğu ve Anti-müllerian Hormon düzeyinin daha düşük olduğu saptanmış; istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Follikül gelişiminde, maturasyonunda ve gebeliği öngörmede İnhibin A ve Anti-müllerian Hormon düzeyinin rollerinin olmadığı saptanmıştır. Araştırmaya dahil edilen hasta sayısı arttırılarak infertil populasyonun daha iyi temsil edildiği yeni araştırmalar planlanabilir, follikül sıvısında bakılan bu parametreler kan serum düzeyinde de eş zamanlı çalışılarak folliküler sıvı ve kan serum düzeyi arasında bir korelasyonun olup olmadığı gelecekteki araştırmalarda değerlendirilebilir.