Horlama Ve/Veya Obstruktif Uyku Apnesi Olgularında Micro-Pressure Transducer Kataterler Yardımıyla Obstruksiyon Yerinin Ve Obstruksiyon Patterninin Saptanması Ve Tanısal Değerinin Araştırılması


Tezin Yürütüldüğü Kurum: Gazi Üniversitesi, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2014

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: Furkan Karaloğlu

Danışman: YUSUF KEMAL KEMALOĞLU

Özet:

Obstrüktif uyku apne sendromunun (OUAS) altın standart tanı yöntemi olan polisomnografi (PSG), obstrüksiyon seviyesi hakkında bilgi veremez. Apneagraph (AG) ise hem OUAS tanısında hem de sisteminde mevcut olan basınç ve sıcaklık dönüştürücüler yardımıyla doğal uykuda obstrüksiyon seviyesi ile ilgili objektif bilgiler sunmaktadır. Bu kapsamda, çalışmamızın amacı AG'nin OUAS tanı ve tedavisindeki değerinin araştırılması olarak belirlenmiştir. Çalışma prospektif olarak tasarlanmıştır. Polikliniğimize horlama şikâyetiyle başvuran, daha önce PSG'si yapılmış ve AHİ >5 ve lateral sefalometrik grafi (LSG) incelemesi yapılmış olan 30 erkek hasta çalışmaya dâhil edilmiştir. Hastalara AG ile eş zamanlı Polimate'de (PM) tatbik edilip sonuçları kaydedilmiştir. Vakaların PSG verileri AG sonuçlarını karşılaştırmak için kullanılmıştır. Ayrıca olguların PM, VKİ, boyun çevresi (BÇ), horlama VAS, Epworth uykululuk skalası (EUS), fiberoptik nazofaringoskopik (FNF) bulguları değerlendirme kapsamına alınmıştır. Olgulardan 1'i AG'nin kateterini tolare edemediğinden değerlendirme dışına çıkarılmıştır. Kalan olgulardan 4'ünde ise kateterin uygunsuz yer değiştirmiş olduğu tespit edildiğinden bu hastaların AG verileri analiz edilmemiştir. Kalan 25 hastanın sonuçları analiz edildiğinde; PSG ile hem AG hem de PM, AHİ, Aİ, OOS ve YOD sonuçları arasında anlamlı pozitif korelasyon saptanmıştır. AG ile PM arasında ise AHİ değerleri korelasyon analizinde güçlü pozitif yönde ilişki saptanmıştır ve PM ve AG Hİ sonuçları ile PSG-Hİ sonuçlarının ilişkisiz olduğu gözlenmiştir. Wilcoxon testinde PSG ve PM AHİ sonuçları arasında anlamlı fark gözlenmemiştir. Ancak aynı parametrede PSG ile AG sonuçları arasında anlamlı düzeyde fark izlenmiştir. AG-AHİ ile VKİ, BÇ, EUS ve LSG parametreleri ilişkisiz olarak tespit edilmiştir. AG'nin obstrüksiyon seviyesine yönelik verileri de FNF bulguları ve LSG parametreleriyle ilişkisiz olarak saptanmıştır. Ancak %60 oranında obstrüksiyonun predominant bölgesi için FNF ile eş dağılım olduğu görülmüş, özellikle retropalatal bölge için bu oran daha yüksek çıkmıştır. AG cihazı tek başına PSG yerine AHİ belirleyerek OUAS tanısı koymada yeterli bir cihaz gibi görünmemekte ancak PSG ile birlikte kullanıldığında ve hastanın fizik muayene bulguları da göz önünde bulundurulduğunda obstrüksiyon yerini göstermede belirli bir oranda katkı sağlamaktadır. AG ile üst seviye ağırlıklı obstrüksiyon raporlanırsa bunun doğruluğunun daha yüksek olabileceği hatta cerrahi planlanıyorsa, elde edilen verilere uygun olarak, yumuşak damağa ve tonsillere yönelik işlemlerin düşünülebileceği kanısına varılmıştır.