Osmanlı Devleti-Dağıstan ilişkileri (1830-1864)
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Gazi Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2004
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: ŞAMİL CEYHAN
Danışman: NECDET HAYTA
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:106 ÖZET 1774 Küçük Kaynarca Antlaşmasından sonra, Rus tehlikesine karşı Osmanlı Devleti, Kafkasya'yı tampon bir bölge olarak düşünmüş ve buraya yoğunlaşmıştır. Burada yaşayan halkın Müslüman olmasına ve kendine tâbi olmasına çalışmıştır. Ferah Ali Paşa Kafkasya'ya gönderilince burada dağınık vaziyette yaşayan kabileleri Osmanlı Devleti'ne bağlamayı başarmış ve büyük oranda İslamiyet'e girmesini sağlamıştır. Ferah Ali Paşa'nın buradaki Osmanlı hakimiyetini güçlendirme çalışması, ondan sonraki Osmanlı paşalarında o kadar gayretli olmamıştır. Rusya'nın kabileleri yanına almaya çalışması Osmanlı Devleti'nin işini iyice güçleştiriyordu. Xl.yuzyilda Müslüman olan Dağıstan halkı, Ferhat Paşa'nın burasını Osmanlı Devleti'ne bağlamasından sonra yeterli organizasyon yapılmadığı için kendi halinde bulunuyordu. Etnik olarak dağınık olan ve bağımlı yaşamaya fıtratları pek müsait olmayan Kafkas halkları, Osmanlı Devleti'ne karşı kendilerini tam anlamıyla bağımlı hissetmiyorlardı. Rusya'nın Kafkasya'da ilerlemesi, Dağıstan'da isyan hareketleri ile karşılanmıştır. İmam Mansur ile başlayan mücadele bir müddet başarılı olsa bile, etkin Rus kuvvetleri karşısında tutunamamıştır. Bu dönemde Osmanlı Devleti İmam Mansur'a temkinli yaklaşmış, ama 1789-1791 Osmanlı-Rus Savaşı'nda ondan yaralanmak istemişse de bu mümkün olmamıştır. 1830'lu yıllara gelindiğinde Osmanlı Devleti kendi iç sorunları ile uğraşırken Dağıstan'da imamlığa seçilen Şamil, mücadelesini daha sistemli ve organize olarak yürütmüştür. Etrafındaki kabileleri kendisine bağlamış ve Osmanlı Devleti'nden yardım talebinde bulunmuştur. Osmanlı Devleti içeride yapmak istediği reform ve yenilik hareketleri sebebiyle barış ortamına ihtiyaç duyuyordu. Bu taleple İstanbul'a gelen elçileri makul şekilde karşılayıp mücadelelerine devam etmelerini teşvik ederek geri yolluyordu.107 1850'li yıllara gelindiğinde Rusya, Osmanlı Devleti'ne kutsal yerler meselesinden dolayı baskı kurdu, istediği talepleri yerine getirilmesi için Prens Mençikofu İstanbul'a göndermiştir. Mençikof ukala bir üslupla Osmanlı Devlet adamlarını tehdit etmiştir. Taleplerinin yerine getirilmesini yoksa savaşın yakın olduğunu söyledi. İngiltere ve Fransa'dan destek alan Osmanlı Devleti Rusya'ya savaş ilan etti. İşte bu ortamda İmam Şamil ile diyaloga geçen Osmanlı Devleti ona Ruslarla mücadele etmesini, kuzeydoğu cephesinde Osmanlı askerine yardım etmesini istedi. Daha sonra da İmam Şamil'e "Dağıstan Serdâr-ı Ekremi" ve vezirlik rütbesini verdi. İmam Şamil kuzeydoğu cephesinde kendisinden beklenilenleri yerine getirmiş; ancak asker sayısının azlığı sebebiyle Ruslara karşı tutunamamıştır. Osmanlı askerinin gelmesini beklemiştir. Bunun 8 ay sürmesi İmam Şamil'i zor durumda bırakmış, geri çekilmek zorunda kalmıştır. Burada bir haberleşme sıkıntısı söz konusudur. Ama müttefik devletlere bağımlı hareket eden Osmanlı Devleti, bu askerî birliği bilerek geciktirmiş olması da söz konusudur. Çünkü Fransız ve İngiliz askerlerine lojistik destek sağlamayı kabul eden Osmanlı Devleti bu hususta müttefiklere göre hareket etmiştir. Ancak Fransa İmparatoru, Kafkasya harekâtının olmasını arzu etmiş, silah teminini sağlamış ancak silahların dağıtımı gelişi güzel yapıldığı için istenilen sonuca ulaşılamamıştır. Müttefik devletler Sivastopol ve Kırım'ın ele geçirilmesi ile Rusya'nın pes edeceğini planlıyorlar, bu yüzden tüm gayretlerini bu noktaya yoğunlaştırıyorlardı. Oysa İmam Şamil kuzeydoğudan yapılacak bir harekâtın, Rusları kıskaç içine alacağını düşünüyordu. Bu düşüncesini Osmanlı Devleti'ne iletmiştir. Lakin bu plan gerçekleşmemiştir. Savaş sonrası yapılan Paris Barış Konferansı'nda Kafkasya meselesi pek gündeme gelmemiştir. Osmanlı Devleti Kafkasya meselesinin gündeme gelmesinde pek istekli görülmemiştir. Bu meselede etkin bir rol oynamamıştır108 Rusya Kırım Savaşı'ndaki tüm kuvvetlerini Kafkasya'ya kaydırarak artık bağımsızlık isyanlarını bastırmak istiyordu. Bu amaçla İmam Şamil ilk hedefti. Vedeno Kalesi'nde son müdafaasını yapan Şamil neticede teslim olmuştur. Daha sonra Ruslar naip Muhammet Emin üzerine hücum ederek ona silah bıraktırdı. Rusya Kafkas halklarına ya iskana razı olmalarını yada ülkelerini terk etmelerini istedi. Bu karar üzerine bir kısım kabileler Osmanlı Devleti'ne göç ederken bir kısmı da mücadeleye devam kararı aldı. Rusların, iskan.veya göç teklifini kabul etmeyen küçük kabileler savaşa karar verdiler. Ruslar, 1864 yılında Kbaada yaylasından bu kabileleri yenilgiye uğratarak tüm Kafkasya'ya hakim olmuşlardır.