Ailevi Akdeniz Ateşi hastalarında serum interlökin-37 düzeyi ile hastalığın klinik özellikleri arasındaki ilişkinin belirlenmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Gazi Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2021
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: ABDULKADİR FİNCAN
Danışman: ABDURRAHMAN TUFAN
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:FMF hastalığı ataklarla giden otoinflamatuar bir hastalıktır. Ataklar sırasında; ateş peritonit, plörit, artrit ve erezipel benzeri döküntüler görülür. FMF'de atakları tetikleyen başlıca sitokin interlökin 1β'dır. Bunun sonucunda kişide aşırı inflamasyon oluşur. IL-37; enflamatuar ve bağışıklık sistemlerinin doğal bir inhibitörü olarak işlev gören IL-1 sitokin ailesinin bir üyesidir. Planlanan bu çalışmanın amacı; Ailevi Akdeniz Ateşi ile takipli hastalarda serum IL-37 düzeylerine bakarak FMF hastalığı ile IL-37 arasında ilişki olup olmadığını belirlemekti. Bu çalışma için Gazi Üniversitesi Hastanesi Romatoloji Polikliniğinde Tel Hashomer kriterlerine göre Ailevi Akdeniz Ateşi tanısı almış hastalar alındı. Kontrol grubu ise 18-65 yaş arasında ve obezitesi olmayan (vki <30) sağlıklı bireylerden oluştu. Çalışma kriterlerini sağlayan toplam 88 kişi çalışmaya alındı. Bu kişilerin 30'u(%34) sağlıklı kontrol grubu, 29'u(%33) kolşisine yanıtlı olan FMF hastaları ve 29'u (%33) kolşisine dirençli FMF hastalarından oluştu. Tüm gruplar arasında bakılan IL-37 düzeyleri arasında anlamlı bir fark olmadığı bulundu. FMF hastalarında eritrosit sedimantasyon hızı ile serum IL-37 düzeyi arasında anlamlı bir negatif korelasyon saptanmakla birlikte diğer akut faz reaktanları ile IL-37 arasında korelasyon saptanmadı. Serum IL-37 düzeyi; artrit, myalji ve cilt atağı yaşayan ve yaşamayan FMF hasta grubuyla kıyaslandığında aralarında anlamlı fark bulundu (p≤0.05). Diğer atak tipleri açısından fark bulunmadı. Serum lL-37 ile FMF hastalığı arasındaki ilişkilerin daha net ve güçlü ortaya konulabilmesi için FMF hastalarının atak anında, atak dışında ve sağlıklı kontrollerle karşılaştırmanın yapıldığı daha büyük ve kapsamlı çalışmalara ihtiyaç vardır.