Herediter spastik parapleji ön tanılı hastalarda etiyolojinin tüm ekzom dizi analizi verileriyle retrospektif olarak değerlendirilmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Gazi Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2022
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: AYŞE SAVAŞ
Danışman: MEHMET ALİ ERGÜN
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Herediter spastik parapleji (HSP), kortikospinal yolları tutan, alt ekstremitelerde belirgin spastisite ve güçsüzlük ile kendini gösteren heterojen bir grup nörodejeneratif bozukluktur. Şimdiye kadar, HSP'ler için 80'den fazla gen/lokus tanımlanmasına rağmen HSP'nin genetik altyapısı tam olarak çözülebilmiş değildir. HSP'ler hem klinik hem de genetik heterojenite göstermektedir. Bu çalışmada tanı amaçlı WES analizi yapılmış HSP şüphesi bulunan hastalar ile ilgili kesitsel bir arşiv çalışması yapılarak genotipler ve ilgili fenotipler arasında ilişki kurmak amaçlanmaktadır. Dahil edilme kriterleri üst motor nöron bulgusu (hiperrefleksi ve ekstansör plantar yanıt) ya da progresif alt ekstremite spastisitesi ve güçsüzlüğü olarak belirlenmiştir. Bu kriterleri karşılayan 22 ailenin 12'sinde toplam 10 farklı gende 6'sı HSP geni olacak şekilde (FA2H, NIPA1, SPAST, SPG7, SPG11, ZFYVE26) patojen/olası patojen varyant tespit edilmiştir. En sık görülenler SPAST ve SPG11 genleri olmuştur. Dört hasta ise HSP-dışı diğer nörolojik hastalıklarla (Adrenolökodistrofi (ALD), Amiyotrofik lateral skleroz, Charcot-Marie-Tooth hastalığı ve Herediter duyusal ve otonomik nöropati) ilişkili tanı almıştır. Bu durum nörogenetik hastalıkların klinik prezentasyonlarının örtüşebileceğini ve bu örtüşmenin yanlış klinik tanı konmasına neden olabileceğini göstermektedir. Özellikle pür HSP olarak prezente olan bir hastada erkekten erkeğe geçiş olmadığında, ALD düşünülmeli ve ABCD1 geninin dizilenmesi veya çok 148 uzun zincirli yağ asidi plazma konsantrasyonunun ölçülmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. WES analizinin tanısal verimi yaklaşık olarak %54 olarak saptanmıştır. Bu oran literatürdeki oranlarla uyumlu bulunmuştur. Bu çalışma HSP şüpheli hastaların küçük bir örneğini oluşturmaktadır. HSP'nin alt yapısının tamamen çözülebilmesi ve hedefe yönelik tedavilerin oluşturabilmesi için daha büyük hasta gruplarında daha fazla sayıda çalışmaya ihtiyaç vardır.