Yeni Kafkasya mecmuasına göre Rusya`nın Azerbaycan politikası


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Gazi Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, TÜRKİYE CUMHURİYETİ TARİHİ ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2005

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: CEM KARAKILIÇ

Danışman: MEHMET ALİ ÇAKMAK

Özet:

252 ÖZET Azerbaycan Transkafkasya'nın doğusunda yer alan ve halkının yüzde yetmiş beşinin Türk olduğu mühim bir devlettir. Azerbaycan'ın Asya ve Avrupa ülkeleri arasında ekonomik ve politik ilişkilerin gerçekleştirilmesindeki önemli konumu eski çağlardan itibaren bilinmektedir. Sahip olduğu bu mühim coğrafi konumun yanı sıra ilk çağlardan beri keşfedilip kullanılan yer altı ve yer üstü kaynaklan Azerbaycan'ın önemini bir kez daha artırmıştır. Böylece Azerbaycan tarih boyunca bir çok devletin bölge üzerindeki hakimiyet mücadelelerine sahne olmuştur. Bu mücadeleler en çok Rusya, Iran ve Osmanlı Devleti arasında yaşanmıştır. 1870'li yıllardan sonra meydana gelen gelişmeler ise başta Azerbaycan olmak üzere bütün Rusya mahkumu milletlerde öncelikle kültürel bir birlik, ardından da siyasi istiklal mücadelesinin başlamasına neden olmuştur. Bu mücadeleler esnasında Baku önemli bir merkez haline gelmiştir. Türk Dünyası'nda bu gelişmeler yaşanırken, Rus çarlığının her geçen gün gücünü kaybetmesi ve ülkede sıkıntıların artış göstermesi neticesinde 1917'de büyük bir ihtilal meydana gelmiştir, ihtilalin ardından Azerbaycan, Gürcistan ve Ermenistan "Mavera-i Kafkas Federasyonumu kurmuş ancak, federasyon içindeki devletlerin her birinin farklı çıkarlara sahip olması federasyonun dağılmasıyla neticelenmiştir. Olayları dikkatle takip eden Azerbaycan milletvekilleri ise 28 Mayıs 1918 tarihinde Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti'ni kurmuşlar ve başkanlığına Müsavat Partisi lideri Mehmet Emin Resulzade'yi getirmişlerdir. Böylece binlerce yıllık Türk tarihinde ilk kez demokratik esaslara dayanan bir Türk Cumhuriyeti tesis edilmiştir. Ancak bu mesut dönem oldukça kısa sürmüş, Azerbaycan 27 Nisan 1920 tarihinde tekrar Ruslar tarafından işgal edilmiştir. İşgalin ardından pek253 çok Azerbaycan aydını yurt dışına kaçmak zorunda kalmıştır. Bu şahıslardan biri de Mehmet Emin Resulzade olmuştur. Resulzade, bir süre Stalin tarafından götürüldüğü Moskova'da esir hayatı yaşamış, ardından bulduğu bir fırsatı değerlendirerek İstanbul'a kaçmıştır, İstanbul'a gelen Resulzade ilk olarak dağınık halde bulunan muhacirleri bir çatı altında toplamak maksadıyla "Yeni Kafkasya Mecmuasını çıkarmıştır. Yeni Kafkasya Mecmuası yapmış olduğu yayınlarla Azerbaycan davasının muhaceretteki sesi olmayı başarmıştır. Mecmua, Rusya'nın Azerbaycan üzerinde uygulamaya çalıştığı politikaları tespit ederek kamuoyuna duyurmaya çalışmıştır. Yeni Kafkasya Mecmuası Azerbaycan'a yönelik politikaların ilkinin siyasi ve askeri alanlarda olduğunu ileri sürmüştür. Ülkede muhalefeti yok etmek isteyen Bolşevikler, komünist parti dışındaki bütün partileri feshetmiş, idam, hapis, sürgün gibi yöntemlerle muhalifleri susturmaya çalışmıştır. Yurt dışında toplanan muhalefete karşı da acımasız davranmış, muhacirleri bulundukları ülke yönetimiyle ters düşürerek faaliyetlerini engellemeye çalışmıştır. Bolşeviklerin Azerbaycan'da siyasi anlamda tatbik ettiği diğer bir politika ise en küçük azınlığa kadar otonomi vererek Türk milli birliğini, milli şuur ve ulusal kimlik kavramlarını baltalaması olmuştur. Milli varlığı yok etmek maksadıyla yapılan çalışmalar siyasi alandaki politikaların bir başka ayağını oluşturmuştur. Siyasi ve askeri alanda tatbik edilen bu politikalara iktisat alanında da devam edilmiştir. Azerbaycan'ı hammadde deposu olarak gören Bolşevikler, emperyalist güçlerin çıkarlarına hizmet eden bir ekonomik politika takip etmişlerdir. Böylece bir yandan Azerbaycan'ın sahip olduğu zenginlikler Rusya'ya taşınmış, diğer yandan da ülkeye Ruslar göç ettirilerek yerleştirme siyaseti izlenilmiştir. Tek tip üretimin zorlanması, işçiye ve köylüye yönelik istismar siyaseti ve ticaretin tekelleştirilmesi Azerbaycan'a tatbik edilen diğer ekonomik politikalardan olmuştur.254 Türk halkının eğitimli olmasını kendileri için tehlikeli addeden Sovyet Devleti'nin Azerbaycan'da tatbik ettiği politika sahalarından biri de eğitim olmuştur. Gelecek nesiller komünizm ideolojisiyle yetiştirilmeye çalışılmış, Rusça okullarda zorla tatbik edilmiş ve Türklerin yoğun olarak yaşadığı bölgeler eğitimden yoksun bırakılmaya çalışılmıştır. İlham ve kuvvetini çar fütuhatından alan Sovyet Devleti'nin en önemli hedeflerinden biri de tek dilli ve tek kültürlü bir Sovyet toplumu yaratmak olmuştur. Bu amaçla Azerbaycan halkının yegane istinatgahı olan Türkiye ile Azerbaycan arasındaki rabıtalara son vermeye çalışmışlardır. İki ülke arasındaki alfabe bütünlüğünü bozmak maksadıyla Arap Alfabesi yerine Latin Alfabesi'ni desteklemişlerdir. Aynı politikaları edebiyat sahasında da tatbik eden Bolşevikler, bu politikalar vasıtasıyla Türk Dünyası'nı parçalamayı hedeflemişlerdir. Azerbaycan üzerinde uygulanan politikaların son ayağını ise din ve ahlak politikaları oluşturmuştur. Dini insanların beyinlerini uyuşturan bir afyon olarak görüp dinlerin tümüne karşı topyekün bir savaş başlatmışlardır. İnanç yerine şehvet ve ahlaksızlık ön plana çıkarılarak anarşinin ve ahlaksızlığın her çeşidini mubah gören yeni bir nesil yaratmaya çalışmışlardır. Ancak Bolşevikler tarafından tatbik edilmeye çalışılan bütün bu politikalara karşı istiklal fikrini korumayı ve yaşatmayı başaran Azerbaycan halkı, 1991 yılında tekrar bağımsızlığına kavuşmuştur.