Schiff bazı içeren sülfonat bileşiğinin teorik çalışması ve antimikrobiyal aktiviteleri
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Gazi Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, -, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2026
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: CEREN AF
Danışman: NEVİN SÜLEYMANOĞLU
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Tıbbi araştırma ve tedavilerdeki gelişmelere rağmen, bulaşıcı hastalıklar dünya çapında önde gelen ölüm nedenleri arasında yer almaya devam etmektedir. Sülfonatlar, kolay hazırlanma süreci ve iyi reaksiyon hızları nedeniyle yaygın kullanılan gruplardır. İçeriğinde sülfat grubu olan moleküllerin hücre içi aktivasyonunun yüksek olduğu görülmektedir. Schiff bazlarının antifungal, antibakteriyel, antiparazit gibi etkili biyolojik özelliklere sahip olduğu bilinmektedir. Bu nedenle, bu çalışmada; yeni sentezlenmiş ve moleküler yapısı FTIR ve NMR (1H ve 13C) spektroskopik metodları ile karakterize edilmiş Schiff bazı içeren sülfonat bileşiğinin (((1E,1'E)-(1,4-fenilenbis(azanililiden))bis(metaniliden))bis(4,1-fenilen)bis(4-bromobenzensülfonat)) (Bileşik I) moleküler modelleme çalışması Yoğunluk Fonksiyoneli Teorisi (DFT) yöntemi ile yapılmış ve in vitro antimikrobiyal aktiviteleri Alamar mavisi ilaveli mikrodilüsyon broth tekniği ile test edilmiştir. DFT çalışması için Gaussisan 09 paket yazılımı kullanılmış ve hesaplamalar DFT/B3LYP/6-311G(d,p) düzeyde gerçekleştirilmiştir. Bileşik I'in yapısal parametreleri, bağ uzunlukları, bağ açıları, dihedral açıları belirlenmiş, teorik IR ve NMR spektrumları hesaplanmış ve spektral veriler elde edilmiştir. Yeni sentezlenmiş Schiff bazı içeren sülfonat bileşiğinin insanlarda çeşitli enfeksiyonlara neden olan, seçilmiş yedi bakteri ve bir layşmanya izolatına karşı antimikrobiyal aktivitesi, minimum inhibitör konsantrasyonu (MİK) değerleri kullanılarak belirlenmiştir. Bileşik I, çalışılan tüm bakteri türleri ve Leishmania infantum paraziti üzerinde farklı seviyelerde antimikrobiyal aktiviteye sahiptir. Bileşiğin en etkili antibakteriyel aktiviteyi Shigella flexneri üzerinde gösterdiği, en az etkiyi ise Staphylococcus aureus ve Enterobacter cloacea bakterileri üzerinde gösterdiği belirlenmiştir. Sentezlenen bileşiğin ilaç adayı olarak dikkate alınabilmesi için, deneysel hayvan modelleri üzerinde in vivo kontrol çalışmaları yapılmalı ve insan hücreleri üzerinde toksik etkileri test edilmelidir. Bu çalışma, yeni ve alternatif kimyasalların tanınırlığı ve yapısal özelliklerinin ortaya konulması açısından önemlidir. İn vitro antimikrobiyal aktivite sonuçları ile bir arada değerlendirildiğinde; dirençli patojenlerin tedavisi için toksik etkisi düşük, yan etkileri oldukça az olan yeni ilaçların geliştirilmesine yönelik yapılan çalışmalara katkısı olacaktır.