Çiğneme kaslarının fonsiyonel bozukluklarında yüksek voltaj stimülasyonu ve ultrasound tedavilerinin etkinliklerinin incelenmesi


Tezin Türü: Doktora

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Gazi Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, -, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2002

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ALPER ARSLAN

Danışman: CANSU ALPASLAN

Özet:

-86- OZET Popülasyonun büyük bir bölümünü etkileyen çiğneme kaslarının fonksiyonel bozuklukları, orofasiyal bölgedeki dental orjinli olmayan ağrının en önemli nedenlerindendir. Anormal kas fonksiyonunun bir sonucu olarak ortaya çıkan miyofasiyal ağrı, çiğneme kaslarında ağrı, hassasiyet ve çene fonksiyonlarında ağrılı kısıtlanmaya neden olarak günlük yaşantıyı olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Ağrı genellikle preauriküler ye retroorbital bölgede lokalize olmakla birlikte frontal, servikal ve oksipital bölgeye de yayılabilmektedir. Çiğneme kaslarının fonksiyonel bozukluklarında ağrıya eşlik eden diğer bir belirti de disfonksiyondur. Disfonksiyon, mandibulanın lateral, protruziv, retrüziv hareketlerinde ve ağız açıklığında kısıtlanma ayrıca ağız açma hareketi sırasında deviasyon şeklinde görülmektedir. Çiğneme kaslarının fonksiyonel bozukluklarının tedavisi amacıyla farklı bir çok yöntem kullanılmaktadır. Çene egsersizleri, ultrasound, elektroterapi, sıcak ve soğuk uygulanmasını içeren fizik tedavi yöntemleri; kas gevşetici, analjezikler ve antidepresanları içeren farmakolojik tedavi, okluzal splintler tedavi amacıyla sıklıkla başvurulan yöntemlerdir, özellikle gastrointestinal problemler ya da böbrek rahatsızlığı gibi sistemik problemler nedeniyle farmakolojik tedavinin sınırlı kaldığı durumlarda fizik tedavi uygulamaları ve splintler tercih edilen yaklaşımlar olmaktadır. Çalışmamızda çiğneme kaslarının fonksiyonel bozukluğu şikayeti olan hastalarda, splint ile kombine şekilde yüksek voltaj stimülasyonu (HVS) ve ultrasound tedavilerinin semptomları ortadan kaldırmadaki etkinlikleri incelenmiştir. Bu amaçla çiğneme kaslarının fonksiyonel bozukluğu şikayeti olan toplam 34 hasta iki gruba ayrılmıştır. Bir gruba haftada 2 kere, 4 hafta süresince ve 5 dakikalık seanslar halinde ultrasound, diğer gruba haftada 2 kere, 4 hafta süresince ve 20 dakikalık seanslar halinde HVS uygulanmıştır. Ayrıca hastalara tedavi süresince yumuşak gece plağı kullandırılmıştır.-87- Hastalar tedavi öncesinde, tedavinin hemen bitiminde, tedavi sonrası 3. ay ve 6. aylarda palpasyonda kas hassasiyeti, maksimum ağız açıklığı, sağ-sol lateral hareketler, istirahat konumunda ağrı, fonksiyon sırasında ağrı ve sübjektif semptomlar açısından değerlendirilmiştir. Tedavi sonrası elde edilen değerler tedavi öncesi değerlerle kıyaslanmıştır. Her iki tedavinin sonucunda da tedavinin hemen bitiminde ve tedavi sonrası 3. ay kontrol döneminde kasların palpasyona hassasiyetinde belirgin bir azalma, maksimum ağız açıklığında artış, istirahat ve fonksiyon sırasındaki ağrı şikayetinde azalma olduğu tespit edilmiştir. Tedavi sonrası 6. ay kontrol döneminde HVS grubunda maksimum ağız açıklığında yeniden azalma, istirahat ve fonksiyon sırasındaki ağrıda ise bir artış olduğu tespit edilmiştir. Ultrasound grubunun tedavi sonrası 6. ay kontrol döneminde ise sadece istirahat konumundaki ağrıda yeniden bir artış tespit edilmiştir, iki grup bibiri ile karşılaştırıldığında gruplar arasında istatistiksel bir fark bulunamamıştır. Sübjektif semptomlar değerlendirildiğinde, her iki grupta da tedavinin hemen bitiminde hastaların şikayetlerinde belirgin düzelme olduğu tespit edilmiştir. Çalışmamızın sonucu kas fonksiyon bozukluklarının semptomatik tedavisinde ultrasound ve HVS tedavilerinin, semptomların giderimesinde başarılı olduğunu ve diğer geleneksel yöntemlere alternatif olarak ya da yardımcı yöntem olarak kullanılmasının yararlı olabileceğini ortaya koymaktadır.